Bize destek olmak için lütfen reklamlara tıklayın.

by expertsailor at 03-08-2013, 01:42 PM
Deniz hayatınız boyunca kullanabileceğiniz, hertürlü ölçü birimlerinin istediğiniz değerdeki karşılığını görebilirsiniz.


İndirmek İçin Tıklayın
by expertsailor at 03-08-2013, 01:36 PM
[Resim: total_tide_header.jpg]




Kendini güncel tutan program admiralty total tide, gün gün saat saat dünyanın her yerindeki akıntı, su çekimini görebilirsiniz, geminizin özelliklerini ve gittiğiniz limanın 1 kez olmak şartı ile bilgilerini girerek, under keel allowance değerini görüp, birçok hizmetinden faydalanabilirsiniz.


İndirmek İçin Tıklayın
by expertsailor at 03-08-2013, 01:33 PM
[Resim: ADC-Screen-shot.jpg]




Rota çizerken, harita kataloğuyla uğraşmanıza gerek yok. Bu program sayesinde; Haritayı dijital ortamda görebilir, sefer süresince hangi haritaları ve kitap yayınlarını kullanacağınız mevcuttur. Ayrıca program ve harita güncellemesi yapılmaktadır.

İndirmek İçin Tıklayın
by aytemiz89 at 03-08-2013, 12:19 PM
[Resim: fenyqh.jpg]


MaxSea combines advanced weather technology and the most responsive electronic chart and marine instrument support in the industry with solution-specific capabilities such as seabed classification and buoy tracking for commercial fishing, performance routing for sailing, and AIS integration for commercial vessels.


MaxSea can be configured (in menu "Route->GPS Upload/Download") to exchange Route and Waypoint on SD-card with NavNet VX2.

It has never been easier to plan your navigation on the computer and transfer the information using a regular SD-Card on NavNetVX2.
This feature is available with all MaxSea products including the Free MaxSea Planner.

New Waypoint Tool
MaxSea 12.6 introduces a new Waypoint Tool
Marks and Waypoints have been separated. Use the Waypoint tool to create Waypoints that are intended to be used for navigation, and use the Pencil Tool to draw marks on the charts (Point, Circle, Area, and Text).
The number of Marks Layers (PTF Files) and Waypoints are unlimited. Use the "File->New" item to create new layers, and hold on the Waypoint or Pencil tool to define on which layer you want to record the Waypoints or Marks.
Waypoints are more intended to be used for Recreational users, and Marks for Professionals. This feature is available with all MaxSea products.
New Ocean Currents available in Chopper

Maxsea v12 ilaç
İndirmek İçin Tıklayın

Maxsea v12 indirmek için bu bağlantıyı kullanın
İndirmek İçin Tıklayın

Nisan 2012 Haritaları indirmek için bu bağlantıyı kullanın
İndirmek İçin Tıklayın

Rar Şifresi:
PHP Kod:
www.clubseamans.com 
by aytemiz89 at 03-07-2013, 04:01 PM
Bilgileri eksik girilen profiller kesinlikle onaylanmayacaktır. Bu yüzden profilinizi oluştururken bilgileri eksiksiz ve doğru bir şekilde girmeniz rica.
by expertsailor at 03-07-2013, 03:25 PM
Geminizin bilgilerini girdikten sonra, draft survey kolayca yapabileceğiniz office olarak tasarlanmış yarayışlı bir program.
by aytemiz89 at 03-07-2013, 02:28 PM
Arkadaşlar denizcilik sektöründe bir şeylere dur diye bilmek için elimizi biz taşın altına koyduk. Eğer sizde bizlere destek olmak isterseniz bu başlık altından yönetici olmak için başvurabilirsiniz.
by aytemiz89 at 03-07-2013, 02:11 PM
Merhaba arkadaşlar. Aramıza hoşgeldiniz.
Tanışma faslımız buradan yapabiliriz.!
by aytemiz89 at 03-07-2013, 01:10 PM
İnsan İlişkilerinin Genel Görünümü

İnsan ilişkileri, ilkel insanların, önceleri hayvan ve diğer insanlara karşı korunmak, daha son¬raları ise yiyecek bulmak, birlikte olmak gibi sosyal nedenlerle gruplaşmaları ile başlamıştır.
Bu tür grupların formasyonu, üyeleri, kültürel davranışlar, sosyal, dini inançlar, görüşler çer¬çevesinde ve yasal çerçevelerde birlikte yaşamaya alışık iyi yapılanmış toplum olmaya yönelik gelişir ve ilerler.
Tarihsel çerçevede gelişen sosyal sistemler, kültür ve çevre şartlarına bağlı olarak önemli değişiklikler gösterebilir, ancak şimdi genellikle, demokratik, öz yönetim felsefesine dayalı, in¬san haklarına saygılı, insan ilişkilerinin, gruplar oluşturdukları ve beraber çalıştıklarında, önemli etken olduğunu kabul eden yapılara ihtiyaç duyulan düzenler olmuşlardır.
Asırlar boyunca oluşan inançlar bileşimi, deneyimli, bilgilerle oluşan kültürel kazanmalarla, kendi bireysel sitemleri içinde benzer davranış biçimine sahip insan grupları “ Millet’i” oluşturur¬lar. Kendi kültürleri içinde insanlar genellikle makul dengeler ve uyum içinde yaşarlar. Eğer olu yor ise, değişikler normal olarak uzun zaman dilimlerinde oluşur ve tedrici değişiklikler söz konusu insanlar da çok fazla zorluk yaratmazlar.
Kültür değişikleri, ani ve çabuk olursa, kapsadığı insanlarda mutsuzluk ve uyumsuzluk oluş¬turan ve kültür şoku denen tramva meydana getirirler.
Bir arada yaşamaları ve çalışmaları düşünülen farklı kültürlerden insanların teşkil ettiği grup¬lar, yeni çok kültürlü yapı için etkin hazırlıktan geçirilmedikçe önemli tramvalar yaratırlar.
18. ve 19. yüzyıllarda İngilterede yaşanan Endüstri devrimi, toplum yaşamında ve çalışma düzeninde büyük değişiklikler meydana getirdi. Yüzyıllarca tarımsal yörelerinde köy ve mezralarda yaşayan insanlar, endüstrinin geliştiği, daha yüksel ücretlerle iş temin edilebilen yörelere göçtüler. Kasabalar ve şehirler oluştu, mühendislik ve bilimdeki gelişmeler endüstrinin sürekli artan oranda ilerlemesine yol açtı. Sonsuz sosyal değişiklikler oldu, eğitim, nakil ve tıb¬bi tedavi imkânları sağlandı, iş hayatına yönelik kanunlar, işci haklarını korumak üzere devreye girdi, işci sendikaları, işçiler adına işverenle görüşmek, pazarlık yapmak üzere geliştirildi.
İşçi sendikalarının etkisi ile çalışma şartalarında sosuz gelişmeler oldu ve bu insan haklarının herhangi bir pazarlıkta ön plana çıkmasına yol açmıştı.
Her insan bir diğerinden farklıdır. Fizik ve zekâ olarak birbirine benzeyen insan yoktur (ikiz¬ler hariç). İnsan doğasının, sahip olduğu, büyük ölçüde biyolojik ve genetik bazı özelliklere ve de ayrıca doğduğu, büyüdüğü, yavaş yavaş bilgi ve deneyim kazandığı çevre ve kültürel geçmiş¬ten etkilendiği düşünülür.
İnsan doğası kendini, davranış, söz, yazı, resim müzik ile ifade eder ve heyacanları alışkan¬lıkları, öğrenme yeteneği, hafızası ve aklı ile kendine özgü zekâ ve hislerin toplamı olarak or¬taya koyar. İnsan doğası. Bazı özel durumlarda tepkilerini gösterecektir. Bu tepkiler aynı kültür¬den gelen insanlarda, farklı kültürden gelenlerden değişik olacaktır.


Etkin ve birleştirici işlev için, bir grup, uygun düzenlenmiş bir yönetim ve denetim yapısın¬da işlemeli ve bu yönetim ve denetim, tüm üyelerce kararlaştırılıp, kabul edilmelidir. Zorlamalar¬da oluşan kısıtlamalarla insanların davranışlarının ve tepkilerinin anlaşılması ve tahmini kolay değildir, özellikle teknoloji, gelişme hızı, sosyal, din, politik his ve inanç zorlamaları çok etkilidir.
Farklı kültürlerden gelen ve dil sorunu olan çok uluslu tayfalara sahip, modern ticaret gemilerinde zorluklar ve problemlerin olabileceği durumlar ortaya çıkabilir.
Çalışanların bir bütün olarak düşünülmesi unutumamalarıdır. Personel konularında herbiri dikkate alınmalı ve daha iyi kişilikler geliştirmek için atılımlar yapılmalıdır. Motivasyonu örnekler vererek, özel kurslarla ve belli hamlelerle destekleyerek, kişinin görevini yerine getirebilme duy¬gusu arttırılabilir.
“Rol” diğerlerinide içeren faaliyetlerde kişiden beklenen bir dizi hareket” olarak tanım¬lanabilir. Ortaklık hakları, zorunlulukları, güç ve sorumlulukları ile kişinin sosyal sistem içindeki pozisyonunu yansıtır.
“Rol çatışması” bir kişinin rolünden, farklı anlayış ve bekleyişe sahip olan diğerleri olarak tanımlanır. Rol çatışması, yakın çevrede yaşayan ve çalışan, büyük gruplarda görülen ortak problemdir.
“Mevki” kişiye grup içinde, grup elemanları tarafından verilen onuru temsil eden bir sosyal rütbe olarak kabul edilir.
Mevki kaybı, itibar kaybıyla eş anlamlı gibidir ve birçokları için ciddi bir olaydır. Çoğu kişi mevkini korumak için sorumluluk duygularını geliştirir.
Yüksek Mevki aşağıdakileri sağlar:
— güç ve etki
— daha fazla imtiyaz
— grup faaliyetlerinde daha fazla katılım
— gruptaki diğer insanlara daha fazla etki
— daha önemli ve sorumlu rol fırsatı
Düşük mevki, kişilerin ana faaliyetlerden kendilerini izole edilmelerine ve stres semtomlarına eğilim göstermelerine vasıta olur.




Bölüm 2

Gemi Topluluğunda İnsan İlişkileri;
Gemi yönetimi birçok yönden karada yerleşik herhangi bir sanayi yönetiminden farklıdır. En önemlileri:
— Gemi şirketi, istenilen zamanlarda, dünya üzerinde uzak mesafelere dağıtabileceği, hareket edebilir küçük üniteleri (gemi) içerir.
— sefer esnasında gemi, personelin olumsuz etkilendiği iklim değişiklikleriyle karşılaşabilir.
— Gemi zor bölgelerde seyreder ve aşırı hava şartlarının altından kalkmak zorundadır.
— Gemiyi çalıştıran personeli, sınırlı bölgelerde toplanmış makine ve aletlerden dolayıda teh¬likeye maruz kalabilir.
Kara sanayii, iş yerlerine yakın mesafelerde oturup, modern çevrenin, her türlü imkânından yararlanan personel ile oldukça dengeli şartlarda çalışır. kara sanayi uygun kurslar. Eğitim imkânları ile personel desteği alabildiği geniş bir besleme alanına sahiptir. Gemi sanayi, uygun eleman desteği açısından bir deniz taşıtında zorluklarla karşılaşabilir, ayrıca denizde yabancı bandralı gemilerin ve yabancı işçi-bulma acentalarının varlığı, nitelikli, uygun evsafta ve deneyimli mürettebat bulunmasında pek çok zorlukla karşılaşılabilir. Deniz eğitimi ve öğretim imkânları diğer branşlardaki gibi hemen hazır değildir, deniz personeli ya uzak yolculuk yapacak veya yerleşik kurslara katılacaklardır. Kara sanayileri muhtemelen, milli veya devlet kurallarından gelen veya işçi örgütleri veya sendikalarda anlaşmaları, çalışma gün ve saatlerin¬deki limitler bunlara örnektir. Kısıtların pek çoğu, işçinin menfaati içindir ve bunlara uzun yıllar süren endüstriyel kavgalar sonucu ulaşılmıştır. Gemiler hergün 24 saat faaliyettedir ve müret¬tabatın çalışması buna uygun vardiyalarla düzenlenmelidir. Herhangi bir yönetim için birinci hedef karlı bir işletmenin geliştirilmesi ve muhafazasıdır, ve yönetim şu alanlarda etkin görev yapmalıdır.
— planlama
— kontrol
— organizasyon
— karar-alma
Aynı zamanda, uygun görev dağıtımı yoluyla, yüksek sorumluluk ve esneklik içinde görev yapmalıdır.
Bir yönetim organizasyonda bazı kısıtlar:
— yasal zorunluluklardan
Ahlak anlayışından
— ekonomik etkenlerden
— sorumluluk duygusundan
— şirket politikasından meydana gelebilir
Gemi organizasyonunun hayati kısılamaları:

— iletişim akışından
Bilgilerden
Kararlar
—tavsiyeler ihtiva eder
İletişim akımı, organizasyonun tipine bağlıdır, iki esas tip mezkeziyetçi organizasyonlar talimatlar ve yapılan işe, âdemi-merkeziyetçi organizasyonlar ise tavsiye ve bilgilre bağlı olurlar.
Fonksiyonel organizasyonlar, yatay organizasyonlardır, bilgi, talimat ve emirler gerekli per¬sonele, “Emirler Zinciri” şeklinde intikal eder. Herbir çalışan bir üst pozisyona rapor verir (bağ¬lıdır ve iyi tarif edilmiş sınırlı bir sorumluluk taşır.
Matriks organizasyonlarda çalışanlar, birden fazla alanda sorululuk almış, bir veya daha çok üst görevliye bağlıdırlar. Bu özel bir projede yoğunlaşmak gerektiğinde sıkça görülen bir or¬g an izasyondur.
Gemi personeli gemiyi daha emin ve etkin çalıştırmak için organize edilmelidir, 1 daha önem¬li düzenlemeler:
— Deniz ve liman vardiyaları
— kargo işlemleri
— araç-gereç ve makine bakımı
- Varış ve kalkış
— demir alma
— emniyet
• Yangın devriyesi
• Yangın söndürme
• Hayati idame
Konularında getirilmelidir.
Herhangi bir organizasyonda iletişim fevkalede önemlidir, özellikle birçok tehlikenin olduğu gemide daha da önem taşır.
Çeşitli kültür ve dillere sahip çok uluslu tayfaların görev yaptığı bir gemide pek çok problem çıkar, buna rağmen sağduyu en iyi yaklaşımı getirir.
Gemide bir arada yaşayan, çalışan personelin günlük çalışmalara çok iyi hazırlanmalı vede iletişimin önemini anlamalıdır. Birçok sahil kuruluşlarının hazırladığı ve personelin katılacağı, tartışma şeklindeki toplantılar ve seminerler bu konuda önem taşır.
Özellikle, geminin çalışması, güvenlik ve kirliliğe karşı uyum; konularında personel etkin çalış¬maları konusunda iletişimi sağlamak için gereken herşey yapılmalıdır.
İletişim, yangın söndürme, personelin hayat idamesi gibi güvenlik konularında içeren görev ve sorumlulukları konularında da etkin olması gerekir.



Bölüm 3
İletişim;
Bilgi ve anlamanın iletilmesi açısından iletişim hayati önem taşır ve organizasyonun çalış¬masının etkili ve verimli olmasını sağlama bakımından da zorunludur.
En basit şekli ile iletişim bir gönderici ve alıcı arasındaki sözlü bilgi iletimini içerir. Bazen ise daha fazla insan ve biçimi vardır. Bazıları şunlardır;
— tek yönlü
— grup iletişimi
Biçimleri ise;
— sözlü( söyleme, konuşma, dersler, söyleşi)
— yazılı (araştırma, kitaplar, dergiler)
— görsel (resimler, slâytlar. Videolar, filmler)
İletişim engeli, bilginin iletiminde kısıtlayıcı etkisi olan ve zaman zaman bilginin anlaşılaması ve alınmasını bazen engeller.
Üç ana engel şu şekilde adlandırılır:
— kişisel
— semantik
— fiziksel
Bu engellerin neden ortaya çıktığı ise şöyle sıralanır.
— organizasyonel
— kötü iletişim kanalları
— iletişimcilerin değişik mevkilerinden
— dil
— personel
— yanlış anlamadan
— personel duygularından
Grup içinde bir kişiden, diğer kişiye aktarılırken, zincirdeki birinci kişinin verdiği gerçek mesaj ile alan son kişinin mesajı arasındaki farkı belirlemek için basit bir test yöntemi vardır.
Gemicilik şirketi ile gemide çalışan, gemi personeli arasındaki etkili iletişim, her iki tarafın önemli meselelerini öne sürüp, tartışabileceği yüz yüze iletişimden geçer. Bu, çoğu vakada gemi limandayken şirket temsilcisinin gemiyi ziyaret etmesiyle olur ve böyle toplantılar res¬miden ziyade gayri resmi ve kısa olmaya eğilimlidir.
Gemi limandayken, özellikle yük işlemi sırasında bir toplantı için bir kerede tüm personeli toplamada güçlükler olabilir. Personelin bir kısmı bazı nedenlerle ve izin nedeniyle gemide ol¬mayabilir. Bu durumda bile, böyle bir fırsat ortaya çıkar çıkmaz şirket temsilcileri ve tayfalar arasında iletişim sağlamaya çalışmak faydalıdır. Toplantının yararlı olabilmesi için bazı temel il¬keler akılda tutulmalıdır.



Toplantının hedefine ulaşabilmesi ve verimli olabilmesi için uygun hazırlığın toplantı ör¬mesinde yapılması zorunludur.
Hazırlık aşamasında göz önünde tutulacak hususlar:
— Toplantı sırasında, öne sürülmesi istenen ilgili bilgi ve belgeler toplanmalı
— Bütün katılımcıların toplantıya iştirak edebilmeleri için uygun zaman ve ortamı araştırılıp, iki kez kontrol edilmeli
— tartışılması gerekli ve çelişkili olabilecek konular toplantı öncesi basılıp dağıtılmalıdır.
Tartışılacak ve öne sürülece konulara bağlı olarak ortamın uyum halinde olması önemlidir. Gayri resmi ve son derece resmi davranışlar arasında nüanslar vardır. Katılımcılar arasındaki duygusal ortamı sağlamak için çaba serdedilmelidir.
Çoğu toplantıda, tartışılan ve öne sürülen maddeleri içeren bir gündem veya liste kullanıl¬malıdır.
Gayri resmi toplantılar dışında not alınmalıdır. Toplantıda iş miktarının doğru tayin edilmesi hayatidir,. Eğer:
— ileride kullanılan ve aksiyon için istenilen kayıtsa
— sorumluluk ve açıklığı sağlaması arzu edilir
— yeterli iletişim yapılmalıdır.
— istatistiklerin toplanması ve bazı şeylerinde analiz edilmesi gereklidir
— konuların anlaşıldığının onaylanması
Çoğu toplantılarda, toplantıdaki işin kontrollü yönetilmesi için başkan olmalıdır ve her tolan¬tı sonucunda başkan, olumlu ve olumsuz yönleri özetlemeli ve tartışılan konulara karşı tarafsız olmalıdır.
Toplantı sırasında başkan şunları sağlamalıdır:
— gündemdeki konu ve maddelere ilgili sunuş ve tartışma sınırlanmalıdır
— katılımcılar, tartışılan konulara özenle yaklaşmalıdır
— her bir madde için ayrılan süre, sunulan her bir noktanın yeterli tartışılmasını sağlıyacak uygunlukta olmalıdır
— toplantı için ayrılan süre tahmin edilenin ciddi olarak ne altında ne de üstünde olmayacak
Toplantıdaki:
— sunulanın dinlenilmesi ve anlaşılması
— sabırlı olmak
— soğukkanlı olmak
— asla saldırgan olmamak
— dikkatle seçilen kelimeler ve mantık kullanarak, mantık çevresinde ve belli bir davranış kalıbı içinde, düzenli bir tartışma veya görüş sunma
— önemli olduğu düşünülen ve öncelik isteyen konuları açıkça belirtiniz
— Bir görüş veya fikir öne sürülürken daha önceden analiz edilmeli ve çıkabilmesi olası sonuçlar gözden geçirilmelidir.



Çoğu zaman gemideki toplantılar gayri resmi olmaya eğilimlidir. Şirket temsilcisi gemiye ziyarette bulunalbilir. Ziyaret sırasında tartışılan ve öne sürülen konular, çok çeşitli ve önemli konuları kapsıyabilir veya kişisel konularla ilgili olabilir. Sadece işletmeyle ilgili konularla sınırlan¬maz.
Çoğu durumda, gemi kaptanı, şirket ve personel arasında bağlantı Sağlar veya konuyla ken¬disine bağlı olarak sorumluluğu devretmiş olduğu uygun zabitleri sağlar.
Personelin rahatlığı ve işletme konularına ek olarak şirket politikası ve faaliyeti ile ilgili konularla ilgili olmalıdır.
Gündem maddeleri aşağıdakilerle ilgili olmalıdır:
(a) gelecekteki şirket politikası
(b) işletme güvenliğinin gelişmesi
© izin ve ödemeyle ilgili konular
(d) kirliliği önleme için daha katı kuralların tanıtılmasıı
Şirket temsilcisinin ziyareti, bütün personeli içine alacak büyük resmi toplantıda daha çok, bir dizi kısa toplantıyı içine alabilir. Eğitilenler, bu tür konuların nasıl geliştirileceğini araştırmak için kendi deneyimlerini ortaya koymalıdır.



Bölüm 4
Sosyal ve iş Çevresi;
İşveren ve işçi arasındaki çatışmayı önlemenin önemine bağlı olarak, iş ve sosyal çevre ile il¬gili bütün konuların açık seçik belirtildiği bir anlaşma yapılmalıdır. Gemi adamları, bu anlaşmanın denizle ilgili maddelerinde belirtilen esaslara göre çalışırlar.
İşçinin çalıştırılması konusu anlaşmanın Grekliliğine örnektir. Böyle durumlar açık, seçik ve de basit değildir. Problem dört temel durumla ilgili olabilir:
— iş başı
— iş dışı
— işle ilgiyi
— işle ilgili olmayan
İncelenecek problemin ele almış ciddiyeti tüm alt ve üst sınır değerlerini kapsamalıdır. Olayın ön yargısız ve adilane çözümlenmesi için bir yönlendiriciye ihtiyaç vardır. Bu görüş bazen çıkar meşruiyetini referans verir.
Güç bir tarafta toplanmıyacağı için uygun anlaşma şartları her iki tarafında bir ölçüde tat¬min olmasını sağlayacaktır. Zaten hedeflenen bir güç dengesidir. (ILO anlaşmaları 1926 (22–28) ve 1976 (No. 147) örneklerdir.
Anlaşmanın sonucu olarak, bu hassas meselede işçinin gizlilk hakkı önemlidir ve bu or¬ganizasyon ekseriyetinin politikası olacaktır. Birçok ülkede gizlilik yasalar tarafından sağlanmıştır. Ama bu, bazı durumlarda olmayabilir; onun için anlaşma politikası önceliktir. Sosyal dini ve poli¬tik eylemler herhangi bir şekilde iş ve de bir ihtimal işverene zarar verirse gizlilik hakkı istis¬nalarına izin verilebilir. Pek çok durumda, bu gün işçinin şirkete hizmet taahüdü karşılığında işverenin ne sağlayacağı ve bunu nasıl yerine getireceği ile ilgili resmi anlaşma kullanılır. Personel karşılık olarak, elinden geldiğince işverenin çıkarını gözeterek ve bu görevi yerine getirirken hiç bir şekilde ulusal veya uluslarası ihlalde bulunmayacaktır. Bütün eylemler yasalar gereğince olup, işçilerden mümkün olduğunca, manevi hükümler talep edilmeyecektir.
Gizlilik haklarına ait bazı örnekler:
— bilgi: periyodik incemelerde gereksiz bilgiler kaldırılıp sadece ahlaki bilgiler sağlanıp, sak¬lanacaktır
— kişisel bilgiler: personel, kendi kişisel kayıtlarına erişebilmelidirler
— erişebilme: personel, kendi kişisel kayıtlarına erişebilmelidirler
— Mahremiyet: işcinin izni olmadan, kişisel bilgileri diğerlerine açıklanmıyacaktır
— güvenlik: kişisel bilgiler, ilgili olmayanlara karşı güvenli olarak korunacaklardır
— gözetme: personelin bilgisi dâhilinde olmayan hiç bir (görsel ve işitsel) gözetleme sistemi kullanılmayacaktır.


— bir organizasyon tarafından derlenmiş şahsi bilgiler
— gizli tıbbi bilgiler veya şahsa özel bilgiler
— değerlendirme amacıyla yapılan personel araştırmaları
— alkol ve uyuşturucu bağımlılığına ilişkin bilgiler
— kamaraların, kaçakçılıkve uyuşturucuya karşı araştırılması
Alkon insanların, toplantılarda, onları rahatlatmak ve zevk almaları için kullanılır. Ancak bunu ilaç için söylemek mümkün değildir. Alkolün aşırı kullanımı özellikle başkalırını rahatsız edeceğinden bağımlılık olarak nitelenebilir.
Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, hayatın bütün safhalarında, bütün yaş gruplarında ve bütün sınıflarda bulunabilir.
Alkolizme katkısı olan faktörler şunlardır:
— iş çevresi
— kişisel alışkanlıklar
— kişisel problemler
Alkolizm bir hastalık olarak tanımlanıp, tıbbi tedavisi aranmalıdır. Hastalık belirlenir belirlen¬mez, gemi adamı herhangi bir fiziksel problemi hafifletmek veya iyileştirmek için kıyıda tıbbi tedavi aramalı ve alkolikler derneğin geliştirdiği iyileştirme programı ve telkin yoluyla yar¬dım yapılmadır. Gemiler için Uluslarası Tıbbi Rehber (WHO) alkol ve uyuşturucu bağımlıları ile nasıl ilgilenileceği konusunda bilgi ve öğütleri kapsar.
O veya bu şekilde, esas kullanılan uyuşturucular, maruyana, eroin ve kokaindir. Tıbbi tavsiye dışında uzun süreli kullanılan teskin ediciler, vs. bağımlılığa katkıda bulunan bir faktördür. Diğer faktörler ise alkoliziminkilerle aynıdır. Durgunluk tramvaları, özellikle aşırı bağımlıların al¬koliklere göre cok ciddi olmasına rağmen, tedavi alkolizm tedavisine yakındır. Bu tür bağımlılık-ların, gemi adamları için sonucu, geminin ve tayfaların güvenliğine zarar vermeyi ortaya koyar. İş durumunda alkol ve uyuşturucu bağımlılığı çok tehlikeli olabilir. Birçok organizasyonda değerlendirme ve raporlama sistemi, sürekli istihdam veya ilerlemeni önemli bir göstergesi olarak işçilerin performansının göstermek için kullanılır.
İşçiler üzerinde belirli bir miktar kontrol, işin yapıldığını ve hedeflere varıldığının tespiti için gereklidir. Kişilik böyle bir kontrolda disiplinin çatısıdır.
İki çeşit disiplin vardır:
— önleyici disiplin: bu işçilerin kararlaştırılmış kurallar içinde kalmasını ve böylece ihlallerin ön¬lenmesinni Sağlar.
—düzeltici disiplin: bu, bir ihtilali takip eder ve başka ihlalleri önlemesi ümit edilir.
Disiplin kuralları ve standartarıihlal edildiklerinde yaptırım uygulamak üzere takip ve kayıt edilirler. Savunmanın ciddiyetine bağlı olarak başlangıçta ihtar verilen fakat daha sonraki niyet¬sizliklerde aşağıdaki cezalar / yaptırımlar uygulanabilir:
— parasal yaptırımlar
—işten geçiçi uzaklaştırma



- Daha az sorumlu bir göreve transfer
- İşten el çektirme
Parasal yaptırımlar, yasalara bağlı olarak, teşvikler ve primler kapsar.
İhlaller ne olursa olsun, mutlaka kayıt yapılmalı, yazılı olarak işçinin imzası ile ve işçi tarafından anlaşıldığından emin olarak saklanmalıdır. Bu tür kayıtlar ve bildirimler, şef veya amir tarafından da imzalanmalıdır.
Disipilin amacı, personelin görevlerindeki hizmet standartlarını ve sorumluluklarını yerine getirmediklerini veya davranış eksiklikleri tanımlamak ve belirlemektir. Amaç, durumu düzeltmek veya düzeltmeye çalışmaktır, daha kötü yapmak değildir. Özel tartışma ve karşılıklı görüşmeler, neyin, neden olduğunu belirlemek için yapılmalıdır. Bilgi ve anlama eksikliği, eğer bunlar ihallerin veya başarısızlığın arkasındaki neden ise, giderilmeye çalışılmalıdır.
Buna rağmen, net olarak tarif edilen, sınırlar olmalıdır. Örneğin, düzenli kontrol edilen araştırılan ve ilgili rapor tutulan, davranış ve performans ile ilgili ” Araştırma Kodu” gibi. Bütün personel, onlardan ne beklendiğini ve kural ihlalleri veya iş sorumluluklardaki hatalardan dolayı ne ceza alacakları bilmelidirler.
İş ilişkisi iki taraflıdır. Şöyleki:
- Organizasyonun, personele karşı sorumluluğu vardır.
- Personelin organizasyona karşı sorumluluğu vardır.
İş ve işçi arasındaki uyumlu çalışma için işbirliği ve iki yararı için, tarafların
Sorumlulukların ve görevlerini bilmeleri ve ellerinden geleni yapmaları çok önemlidir.


Bölüm 5
Eğitim;
Eğitim, pratik beceriyi sistematik talimatlar ve araştırmalarla geliştiren, çoğaltan ve belirli bir seviyeye getiren öğrenme yöntemi olarak tanımlanır.
Tahsil, zihinsel ve mantıklı düşünmeyi öğretim ve çalışma yoluyla geliştirip, belirli bir sevii yeye (veya standartta) getiren öğrenme işlemi olarak tanımlanır.
Öğretim ve öğrenim temel olarak aynı anlamı taşıyıp öğrenme işlemini başarıya ulaştıran vasıtalardır. En alt düzeyde öğrenme işlemi, eğitim veya tahsil olarak açıkça görülür, fakat daha üst seviyelerde farklılıklar ortaya çıkar ve birinin başarılı olması için diğerine ihtiyaç duyulur.
Öğrenme işlemi, ister öğretim ister öğrenim olsun bir vericiyi, birde alıcıyı içerir. Alıcı ve veri¬ci arasındak transfer edilen, bilgi ve anlamadır. Eğer transfer yeterli ve etkili ise alıcı (eğitilen) davranışlarıyla veya daha iyi anladığını sunarak, transferin başarılı olduğunu gösterir.
Son 20 yıl içinde öğretim ve öğrenim, hedefe çabuk varabilmek ve öğrenileni sınayabilmek amacıyla, bilgi transferi ve anlamada, öğrenilecek şeylerin küçük parçalara ve basamaklara ay¬rılması şeklinde geliştirilmiştir.
Büyük bir çoğunlukla tahsil ve eğitim programları bu şekilde yapılaştırılmıştır. Alıcıdan gel¬cek tepkiyle bilginin ve anlamanın transfer edilip edilmediğini tayin edebilmek için, program, arzu edilen ve gerekli parçalara ayrılabilir.
Program, sadece gerekli bilgi ve beceriyi içerecek şekilde yapılanabilir. Bu materyal tam olarak gerekli olanla sınırlandırılır.
Ayrıca, öğrenme hedef leriyle ilgili tepkiler yoluyla sınama yapıldığından, aksaklıklar hemen belirlenebilir ve telafi edilir.
Öğrenme eğrileri, belirli süre içinde tamamlanmış materyalin işaretlenmiş grafiklerdir (veya materyalin yüzdesi)
İşle ilgili eğrilerde buna benzer ve şekil 5-l’deki örnekteki gibi zaman içinde kriterde mey¬dana gelen kümeli değişikleri gösterir.
Şekil 5-’ işle ilgili öğrenme eğrisi
Aşağıdaki maddeler, eğitim programlarının gelişmesi için yararlı kriter oluştururlarar;
— programı küçük basamaklara ve elamanlara bölün
— elamanları ve basamakları davranışsal terimlerle ilgili sonuçlar olarak tanımlayın
— öğrenciler tepkilerini göstermek. Zorundadırlar. Aksi halde öğrenme dizisinde bağlı kalacakdır.
— isetenilen tepkilerin takviyesi sağlanmalıdır
— arzu edilen tepkinin alınması için ipuçları kullanılmalıdır.
— takviyenin, arzu edilen etkiyi sağlamasını garanti etmek için “şekillendirme” kavramı kul¬lanılabilir.
Eğitim ihtiyaçlarına karar vermek amacıyla hedefler ve organizasyonun işlediği çevreyle ilgili kaynaklar için bir sınav olmalıdır. Bu gibi sınav, eğitim programının, organizasyon ihtiyaçlarını karşılıyacağını ve organizasyonel gerçeklerle uyum sağlıyacağını garantiler.
Yanıt isteyen önemli sorular:
— eğitime nerede ihtiyaç vadır?
— davranış kriteri; iş başı gösterisiyle ölçülür
— sonuç kriteri; sahil ilişkileri sonuçlarıyla değerlendirir
Gemide eğitime devam edilebilir, ancak bu geminin işletme talepleri, ders verecek kişinin yetenekleri ve eğitim programındaki yardımcılar nedeniyle kısıtlıdır. Bu olay için, şirketin, üst dereceli zabitlerin, kolejler veya denizcilik kuruluşları gibi dış kaynakların desteğine ihtiyaç vardır.
Yangın söndürme, yaşamı idame gibi güvenlikle ilgili konuların eğitim bir kısmı gemide yapılması kesinlikle arzulanır ki, tayfalar kendilerinden ne istenildiğini bilip, uygun tipteki mal¬zemeleri bilebilsin. Bunları tatbikatlarda yerine getirebilmek mümkündür. Diğer eğitim ise donanım veya makinelerde yapılabilir.
Örneğin, yangına söndürme ve hayati idamedeki özel eğitimler STWC 1995’deki zorunlu talepledir ve bunun bir kara kuruluşunda yapılıp, beş yıl geçerli olan bir belge verilmesine rağ¬men, gemide yapılacak güncel eğitim hizmetleride yararlı olacaktır.
— kim ne öğrenecek
— eğitim, organizasyonda nerede uygulanacak
— iş/eğitim programı geliştirilirken, iş analizi ve görev analizi, iki temel ihtiyaçtır ve bunda kullanılan üç metod ise:
— etki - tepki yorum analizi
— görev- dizisi analizi
— iş örneği
Mali hazırda bir işte istihdam edilen kişinin, eğitim ihtiyaçlarını belirlemek için kişi analizi sık¬ça kullanılamalıdır. Eğitim ihtiyaçları gereğinde gruplar veya ferdi olarak analiz edilebilir.
Programda kullanılacak eğitim hedefleri aşağıdakilerden çıkarılır:
— organizasyonel analizler
— iş ve görev analizleri
— eğitim analizleri
Gerçek programda çeşitli basamak dizilerini oluştaracak belirli öğrenme hedeflerini içererek. Eğitim programı, eğitilenlere bilgi ve beceriyi verebilmek için çeşitli teknikler kullanılabilir.


Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği

BİRİNCİ BÖLÜM: Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Temel İlkeler

Amaç ve Kapsam;
Madde 1 - Bu Yönetmeliğin amacı, Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.' de kapsam dışı statüde çalışan personelin tayin, nakil, terfi, kadro, çalışma esasları, sosyal, idari, mali ve diğer özlük hakları ile disiplin yönünden tabi olacakları hükümleri düzenlemektir.
Bu Yönetmelik Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.'de kapsam dışı statüde çalışan personeli kapsar.
Dayanak;
Madde 2 - Bu Yönetmelik, 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 9 uncu maddesi ve Ek Madde-1'e göre hazırlanmıştır.
Tanımlar;
Madde 3 - Bu Yönetmelikte geçen;
Şirket: Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.'ni,
Genel Müdür: Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürünü,
Genel Müdürlük: Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğünü,
Personel: Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.'de görev yapan hukuken ve akken toplu sözleşme kapsamı dışında bırakılan personeli
İfade eder.
Temel ilkeler;
Madde 4 - Personelin hizmet şartlarına, statülerine, hak, yükümlülük ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde;
Görev ve işin gerektirdiği niteliklere uygun elemanların işe alınması ve işin gereğine uygun olarak yetiştirilmesi,
Verimlilik ve kârlılık ilkelerine bağlı olarak maliyet bilinci içinde çalıştırılması,
Şirkette göreve devamı ve verimliliği özendirecek bir özlük hakları sisteminin gerçekleştirilmesi,
Yaratıcılığın, girişimciliğin, başarı ile çabanın maddi ve manevi olarak değerlendirilmesinin teşviki
İlkeleri göz önünde bulundurulur.

İKİNCİ BÖLÜM: Personelin İşe Alınması ve Çalışmasına İlişkin Hükümler;
İşe alınacaklarda aranacak nitelikler
Madde 5 - Şirketin devamlı kadrolarında görevlendirilecek personelde, özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla aşağıdaki nitelikler aranır.
a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.
b) Kamu görevlisi olmaya engel bir suçtan hükümlü bulunmamak.
c) 18 yaşını tamamlamış olmak.
d) Görev yerinin norm-kadrosuna uygun eğitim ve niteliklere sahip olmak.
e) Askerlik durumu itibariyle; askerlikle ilgisi bulunmamak, askerlik çağına gelmemiş bulunmak veya askerlik çağına gelinmiş ise, eylemli askerlik hizmetini yapmış veya yapmış sayılmak yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak.
f) Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Daimi Kadrolarına İlk Defa İşçi Olarak Alınacaklar Hakkında Uygulanacak Sınav Yönetmeliği doğrultusunda yapılan sınavlarda başarılı olmak.
İşe alınacaklardan istenecek belgeler;
Madde 6 - İşe alınacaklardan aşağıdaki belgeler istenir.
a) Nüfus hüviyet cüzdanı veya onaylı sureti.
b) Askerlik durumunu gösterir belge.
c) Eğitim belgesi.
d) Hizmet belgeleri.
e) Tam teşekküllü bir hastaneden alınan sağlık raporu.
f) Yeteri kadar vesikalık fotoğraf.
g) Adli sicil sabıka kaydı.
h) İkametgâh belgesi.
ı) Şirket mevzuatına uygun olarak istenecek diğer belgeler.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: Atama, Görev Yeri Değiştirme, Göreve Başlama Süresi, Vekâlet, Mahkûmiyet Halleri;
Atama yetkisi;
Madde 7 - Atama yetkisi, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde Şirket Yönetim Kuruluna aittir.
Üst göreve atama işlemleri; mevzuat çerçevesinde, nitelikleri atanacak kadronun norm-kadrosuna uygun personel arasından, Genel Müdürün teklifi ve Yönetim Kurulu kararı ile gerçekleştirilir.
Görev yeri değiştirme;
Madde 8 - Gerektiği takdirde, Şirket içinde, unvanı ve niteliği Yönetim Kurulunca tespit edilecek benzer başka işlerde, muvafakat aranmaksızın unvan, kadro, müktesep hak ücretinden aşağı bir ücret ve görev olmamak kaydıyla, personel, geçici olarak Genel Müdürce veya devamlı olarak Yönetim Kurulunca görevlendirilebilir.
İl sınırları dışındaki işyerlerinde devamlı olarak görevlendirilmeye rıza göstermeyen personel, iş akdini bildirimsiz olarak feshedebilir. Bu durumda kıdem tazminatı işverence ödenir.
Göreve başlama süresi;
Madde 9 - Personel, ilk defa göreve başlatılması veya il dışı görev yerinin değiştirilmesi hallerinde kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde görevine başlamak zorundadır.
İl sınırı içindeki görev yeri değişikliğinde personel eski işyerinden ilişiğin kesildiği tarihten itibaren 1 gün içinde yeni işyerinde göreve başlamak zorundadır.
a) Görev yeri değişikliklerinde, Genel Müdürlükçe kabul edilebilecek geçerli mazeretleri dahi olsa, 15 günün sonunda göreve başlamamış olanların o aya ait ücretleri kıstı olarak ödenir. Ancak Hastane Sağlık Kurulu Raporuna dayanan gecikmelerde, ücret tam olarak verilir.
b) Geçerli bir mazerete dayanmaksızın yukarıda yazılı süre içinde görevlerine gitmeyenler, iş akdini feshetmiş sayılır.
c) Yer değiştirme emirlerinde, belirli süreden sonra yola çıkacakları hakkında kayıt olan personel, bu emre göre yola çıkar. Bunlar için 15 günlük süre, emirdeki süreyi izleyen günden itibaren başlar.
d) Devir ve teslimle ödevli olanlar için yola çıkmaya esas olan süre, devir ve teslimin tamamlandığı ertesi iş gününden başlar. Devir ve teslim süresi en fazla 1 aydır. İş icaplarına göre Genel Müdürlükçe bu süre değiştirilebilinir. Ancak, bu konuda yazılı emir gerekir.
e) İzinli olarak veya geçici bir görevle başka yerde bulunurken, görev yeri değiştirilen personel için yukarıda yazılı süre, izninin veya geçici görevin bittiği tarihten başlar. Bildirme emrinde geçici görevin bittiği açıklanırsa 15 günlük süre, esas görevine döndüğü tarihten başlar.
Vekâlet görevi;
Madde 10 - Yıllık, hastalık ve idari izinlerini kullanan, görevden uzaklaştırılan, askere alınan, yabancı memleketlere gönderilen personelin yerine veya münhal olup da ancak, asil olarak atama yapılmayan kadrolarda vekâleten personel çalıştırılır.
Vekâlet görevi, Yönetim Kurulu kararı ile verilir. Boşalan kadroya Yönetim Kurulu kararı ile vekâleten veya asaleten atama yapılıncaya kadar Genel Müdür tarafından da vekâlet görevi verilebilir.
Vekâlet ücreti;
Madde 11 - Münhal bir kadroya vekâleten atanan personele, hiçbir ödemeye yansımamak üzere ve vekâlet edilen süre ile sınırlı olmak üzere aşağıda belirtilen şekilde vekâlet ücreti ödenir.
a) Asıl kadrosunda teşvik primi alan personele, asli kadro ile vekâlet edilen kadronun teşvik ödeneğinden fazla olanı ödenir.
b) Asıl kadrosunda teşvik primi almayan personele, vekâlet edilen kadronun teşvik primi ödenir.
c) Vekâlet ücretine hak kazanmak, o görevin fiilen yerine getirilmesi ile mümkündür. Yıllık, idari veya hastalık izinlerini kullananlara, iznin devamı süresince vekâlet ücreti verilmez.
d) Vekâlet ücreti, altı aydan fazla ödenmez.
Tutukluluk, gözetim altına alınma ve mahkûmiyet halleri;
Madde 12 - Personel herhangi bir suçtan dolayı tutuklandığı ve bu tutukluluğu 30 günü aştığı takdirde, hizmet akdi münfesih sayılır. Bu konuda ilgili kanun hükümleri uygulanır. Personel 30 güne kadar süren tutukluluk hallerinde, tutuklu kalınan süreler kadar ücretsiz izinli sayılır.
a) Gözetim altına alınanlar bunu belgeledikleri taktirde kanuni gözaltı süresinde ücretsiz izinli sayılır. Ancak gözaltında geçen süre sonunda tutuklanan personelin hizmet akdi sona erer.
b) Tutukluluğun;
1) Kovuşturmaya yer olmadığı,
2) Kamu davasının düşmesi,
3) Beraat kararı verilmesi
Nedenlerinden biri ile 90 gün içinde son bulması ve personelin bu tarihten itibaren bir hafta içinde işine dönmeyi talep etmesi halinde, işveren tarafından emsallerinin hakları ile işe alınır. 90 gün sonunda yapılan başvuru halinde, kadro durumu uygunsa işe alınır. Bu halde işe tekrar alınan personelin eski kıdem hakları saklıdır.
c) Adi suçlardan yargılanmaları tutuklu olarak devam edenlerden;
1) 6 ay veya daha az ceza alan,
2) 6 aydan fazla ceza alıp, cezası ertelenen, paraya çevrilen veya af ile sonuçlanan; 6 aydan fazla ceza aldığı halde, iyi hali nedeniyle 6 aydan önce tahliye edilen,
personel bir hafta içinde başvurması, işyeri kadrosunun uygun olması ve hizmetine ihtiyaç duyulması halinde, işverenin takdiri ile tekrar işe alınabilir.
d) Kamu görevlisi olmaya engel bir suçtan hükümlü olanlar tekrar işe alınmazlar.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: Norm-Kadro, Ücret, Kıdem Tazminatı, Sağlık ve Diğer Ödemeler;
Norm-kadronun belirlenmesi ve yürürlüğü;
Madde 13 - Şirkete ait işlerin yapılabilmesi için görevlendirilecek personelin unvanları ile kadro sayısı her ünite için düzenlenen norm-kadro ile belirlenir. Norm-kadroya ait görev tanımları ve nitelikler, organizasyon el kitabında yer alır. Ünitelerin norm-kadroları, Genel Müdürlüğün teklifi ve Şirket Yönetim Kurulunun kabulü ve ilgili mevzuatla belirlenen yetkili mercilerin onayı ile yürürlüğe girer.
Norm-kadro dışında personel çalıştırılamayacağı;
Madde 14 - Personelin tayin ve terfii edilebilmesi için, tayin ve terfiinin norm-kadroya uygun olması; hangi sebeple olursa olsun bir işin yerine getirilmesi amacıyla norm-kadro dışında personelin çalıştırılmaması esastır.
Ancak, şirketin faaliyet alanının daralması veya yeni tekniklerin uygulanması durumunda; yeni durumlara uygun olarak yapılan norm-kadro çalışmasında, daha önce norm-kadroya uygun olup yeni durumda norm- kadro fazlası konumuna gelenler hakkında, Genel Müdürlüğün teklifi ve Şirket Yönetim Kurulunun kararı ile personel çalıştırılabilir.
Ücretin belirlenmesi ve ödenmesi;
Madde 15 - Şirkette çalışan personele verilecek ücretler ilgili mevzuat esaslarına göre belirlenir ve her aybaşında peşin olarak ödenir. Bir aydan az süreli çalışmalarda ücret, kıstelyevm esasına göre uygulanır.
Çalışma saatleri;
Madde 16 - Personelin çalışma saatleri, Genel Müdürlükçe tespit olunur. Personel, bu çalışma saatlerinde görevleri başında bulunmakla yükümlüdür.
(a) (Değişik bent: 25.11.2005–26004 S.R.G. Yön/1.mad) Personelin haftalık çalışma süresi 40 saattir. Ancak, bazı birimlerde çalışma süresi 45 saat olarak belirlenebilir.
b) İşe başlama, dinlenme ve işi bitirme saatleri uygun yerlerde ilan edilir. Cumartesi günü, çalışılmayan günlerden sayılır. Cumartesi günleri çalışma yapılmaması nedeniyle personelin günlük, haftalık veya aylık ücret tutarından bir kesinti yapılamaz.
Görev değişikliği ve ayrılışlarda ücret ödenmesi;
Madde 17 - Bir görevden diğer göreve tayin edilen personelin, eski görevinden ayrıldıkları tarihe kadar tahakkuk edecek ücretleri, eski görev ücretleri üzerinden ödenir. Hangi sebeple olursa olsun, peşin ücret almakta iken Şirketteki hizmetlerinden ayrılan personelin peşin aldıkları ücretlerden, çalışmadıkları günlere isabet eden kısmı geri alınır.
Ancak, sosyal güvenlik yönünden 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi personelin, emeklilik nedeni ile görevden ayrılması halinde peşin ödenen ücret geri alınmaz.
Yeni görevine geç varanların ücreti;
Madde 18 - Personeli tayine yetkili makamlarca kabul edilebilecek mazeret veya usulüne uygun olarak verilmiş izin hallerinde veya tayine yetkili makamın gösterdiği lüzuma dayanılarak yeni görevine geç varan personelin, eski görevinden ayrıldığı tarihten itibaren hak ettiği aylığı, yeni görevinin ücreti üzerinden ödenir.
Kıdem tazminatı;
Madde 19 - Kıdem tazminatı konusunda ilgili kanun hükümleri uygulanır.
Şu kadar ki;
a) 13.6.1985 tarihinden önce Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü'nde işe başlayanların,
b) Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.'nin bağlı ortaklığı olup, 24.3.2000 tarihi itibariyle özelleştirilen D.B. Deniz Nakliyatı T.A.Ş.'nde 13.6.1985 tarihinden önce çalışmakta iken, iki Genel Müdürlüğün muvafakatiyle Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.'de işe başlayanların,
c) Hükmi şahsiyetine son verilerek 15.5.2002 tarihi itibariyle Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.'ne devredilen münfesih Türkiye Gemi Sanayin A.Ş. Genel Müdürlüğü'nde 13.6.1985 tarihinden önce çalışanların kıdem tazminatı gün sayısı 50 gün olarak uygulanır. 13.6.1985 tarihinden sonra işe alınanlar için gün sayısı, 30 gün olarak uygulanır.
d) Sosyal güvenlik yönünden 5434 sayılı Kanuna tabi personele ödenecek kıdem tazminatından Türkiye Denizcilik İşletmelerinde geçen süreye tekabül eden emekli ikramiyesi mahsup edilir.
Hafta tatili ücreti;
Madde 20 - Personelin, fiilen çalışması veya fiilen çalışmış kabul edilmesi hallerinde ayrıca aylık maktu ücretlerinin 1/26'sı tutarında hafta tatili ücreti ödenir.
Fazla çalışma ücreti;
Madde 21 - Normal çalışma süreleri dışında işverenin talimatı ile personele yaptırılacak bütün çalışmalar fazla mesaidir. Fazla mesai yaptırılacak personel, Genel Müdürün onayı ile belirlenir. Personele yaptırılan fazla çalışma kadar fazla çalışma ücreti ödenir.
Ancak, muhasebe servislerinde, kasanın kayıtlarıyla mutabakatının ve buna ilişkin işlerin günü gününe gecikmeden yapılması normal mesai sayılır. Bu işlerin tamamlanması, normal çalışma saatlerini aşması halinde, fazla mesai ücreti ödenmez.
(a) (Değişik bendi: 25.11.2005–26004 S.R.G. Yön/2.mad) Fazla mesai tahakkukuna esas alınan unsurlardan oluşan aylık ücretin fazla mesaiye esas bir saatlik ücreti haftada 40 saat çalışan personel için 1/174, haftada 45 saat çalışan personel için ise 1/195 esası üzerinden tespit edilir.
b) Bir ay içinde yapılan fazla çalışmalar toplamında; yarım saatten az kesirler dikkate alınmaz. Yarım saat ve fazlası bir saate tamamlanır.
c) Personelin fazla çalışma ücretleri, fazla çalışmanın yapıldığı ayı takip eden ayın en geç 10 uncu gününe kadar ödenir.
d) Personele 1 saatlik fazla mesai ücreti % 50 zamlı olarak ödenir.
İlave tediye;
Madde 22 - Personele, 4.7.1956 tarihli ve 6772 sayılı Kanun hükümleri kapsamında ilave tediye verilir.
Sağlık hizmet ve yardımları;
Madde 23 - Sosyal güvenlik yönünden 5434 sayılı Kanuna bağlı personelin sağlık hizmet ve yardımları, ilgili mevzuata göre yapılır.
Sosyal güvenlik yönünden 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa tabi personelin sağlık işlemleri, ilgili mevzuat hükümlerine göre yürütülür. Ancak, birinci basamak sağlık hizmetleri Şirketçe yapılır.
Kaza sigortası;
Madde 24 - Şirket personelinin görevi sırasında, görevden kaynaklanmış olsun veya olmasın, bir kaza sonucunda ölmesi halinde; olay, Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.'nim mali sorumluluğunu gerektirmese de; kişi başına, azami bir yıllık brüt maaş veya ücret tutarından az olmamak üzere, aktüerce hesaplanacak tazminat, Yönetim Kurulu kararı ile ödenir. Zarar miktarı aktüerlik hesaplarına göre belirlenir ve ödenir.
a) Devamlı maluliyet hallerinde verilecek tazminat miktarı; resmi hastanece belirlenecek maluliyet şekline, Türk Kaza Sigortası Poliçesince uygun düşen musarrah oranlar içinde ve bu maddenin (f) bendine göre belirlenecek miktarla orantılı olarak ödenir.
Ancak maluliyet şekli, kaza poliçesindeki cetvelde gösterilmediği durumlarda aktüerce, olayın özelliğine göre maluliyet oranı belirlenir.
b) Personelin kaza gününde, devamlı ikametgahları dışında bile olsa, kaldıkları yerden görev yerine ve görev yerinden aynı şekilde kaldıkları yere normal süreler içinde gidiş- gelişleri sırasında meydana gelen kaza sonucu ölüm ve maluliyet hallerinde de yukarıdaki hükümler uygulanır.
c) Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamındaki personelin bu maddede belirtilen durumları yaşaması ve kazazedenin aynı olay için sosyal sigortalardan tazminat alması halinde; ödenecek tazminattan sigortadan aldığı miktar düşürülür.
d) İşyerinde çalışırken bir kaza sonucu ölen personel ile asli veya geçici görevi nedeniyle nakit veya kıymetli evrak gibi değerleri, işyerine getirip götürürken veya işyeri dışındayken ölen personelin kanuni varislerine, Yönetim Kurulunca günün şartlarına göre belirlenecek miktarda tazminat ödenir.
Kanuni varisler aynı zamanda destekten yoksun kalmış olarak, bu maddede belirtilen veya başka bir şekilde kaza tazminatına hak kazanmaları halinde, ödenecek miktardan miras payı oranı dikkate alınarak Yönetim Kurulu kararı ile belirlenen tazminat miktarı çıkarılır. Kanuni varisler bu konuda dava açtıkları takdirde, mahkemece hükmedilen maddi tazminat tutarından bu miktar düşülmediği takdirde, bu tazminat tutarı düşülür.
e) Yukarıdaki madde hükümleri, kendi aralarında ve ilgili mevzuat hükümleri ile tekrar hak sağlayamaz.
f) Yıllık brüt maaş veya ücretin hesaplanmasında; aylık ücret ve hafta tatili ödemesi, süreklilik arz eden ikramiye, ilave tediye ve ek ödeme gibi ödemeler, nakdi ve ayni yardım tutarı, birleştirilmiş sosyal yardım tutarı ve yemek iaşe bedeli dikkate alınacaktır.
Prim;
Madde 25 - Bu Yönetmelik kapsamındaki personele, başta karlılık olmak üzere ilgili birimin üretim, verimlilik, kalite, satış, ihracat ve benzeri hedeflerinin gerçekleşme düzeyine bağlı olarak azalıp çoğalacak şekilde Yönetim Kurulu'nca belirlenen miktarda prim verilebilir. Prim, hedeflerin gerçekleşmesine katkısı olanlarla sınırlı olup, genelleştirilemez.
Ödül;
Madde 26 - Görevlerinde olağanüstü gayret göstererek verimlilik ve karlılığı arttıranlara; Şirket faaliyetlerine yararlı buluş getirenlere veya büyük zararların doğmasını önlemede üstün gayret gösterenlere; Genel Müdürce bir aylık, Genel Müdürün teklifi üzerine Yönetim Kurulu'nca iki aylık ücret tutarını aşmamak üzere ödül verilebilir.
Takdirname
Madde 27 - Görevlerinde olağan üstü başarı gösteren personele, tayine yetkili makamlarca takdirname verilebilir. Takdiri gerektiren sebep takdirnamede gösterilir.

BEŞİNCİ BÖLÜM: Sicil İşleri,
Sicil dosyaları;
Madde 28 - Her personel için bir sicil dosyası düzenlenir. Ayrıca, sicil dosyasındaki bilgileri içeren bir sicil özeti, sicil dosyası içinde yer alır.
Sicil dosyalarında bulunacak belgeler;
Madde 29 - Sicil dosyasında aşağıdaki bilgiler yer alır:
a) Sicil numarası.
b) Adı, soyadı, milliyeti.
c) Anne-baba adları, ikamet yeri.
d) Doğum yeri ve yılı.
e) Medeni hali. (Evli, bekar, dul)
f) Bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının ad-soyadı, doğum tarihleri.
g) Eğitim durumu. (Bu durumu belirten belgelerin verildiği yerler, tarih ve sayıları)
h) Evvelce bulunduğu memuriyet ve işler, tayin, nakil, terfi, istifa, hizmetten çıkarmalar.
ı) Aylığından başka geliri ve malvarlığı.
j) Sağlık durumu.
k) Basılmış eserleri.
l) İkametgâh adresi.
m) Şirket dışındaki hizmetleri.
n) Zorunlu hizmeti olup olmadığı.
o) Aldığı takdirnameler.
p) Aldığı ikramiyeler.
r) Gördüğü cezalar.
s) Adli makamlarca verilen kararlar.
t) Şirket mevzuatı ve yönetmeliklerine uyacaklarına dair taahhütname.
Personel, bu maddede belirtilen konularda meydana gelecek değişiklikleri bir ay içinde bildirmekle yükümlüdür. Sağlık durumundaki değişiklikler ise personelin çalıştığı işyeri sağlık teşkilatı tarafından verilecek rapor ve sağlık karnesi ile tespit olunur.
Sicil numaraları;
Madde 30 - Her personele bir sicil numarası verilir. Şirketten ayrılanların sicil numaraları başkalarına verilmez. Sicil numaraları, personel hakkındaki her türlü yazışmada kullanılır.
Sicil dosyalarının saklanması;
Madde 31 - Sicil dosyaları ile özetleri, personel servisinde kilitli özel dolaplarda saklanır. Bu dosyaların personel servisleri içerisinde incelenmesi, sadece kendine bağlı personele ait ve münhasır olmak kaydıyla Başkan, Müdür, Müdür Yardımcısı veya Şefinin bilgisine ve servisten dışarı çıkarılması Genel Müdür veya Genel Müdür Yardımcıları ile Başkan veya Müdürünün onayına bağlıdır.
Sicillerin belgelere dayanılarak düzenlenmesi;
Madde 32 - Sicillere sözlü ifade ile hiç bir kayıt yapılamaz. Sicil özetlerinde ve belgelerinde silinti yapılamaz. Yanlış bir şey yazılmış ise kelime veya cümle okunacak şekilde çizilip doğrusu üstüne veya kenarına yazılarak Başkan, Müdür, Müdür Yardımcısı veya Şef tarafından imzalanır.

ALTINCI BÖLÜM: Yükümlülükler ve Yasaklar,
Yükümlülükler;
Madde 33 - Personel;
a) Görevlerinin yapılabilmesi ile ilgili kanunları, Şirket Ana Sözleşmesini, tüzük, yönetmelik ve görev tanımlarını bilmekle ve görevlerini bunların hükümleri çerçevesinde sadakatle ve Şirket çıkarlarına uygun şekilde yapmakla, görevlerini yaptıkları sırada birbirlerine yardım etmekle yükümlüdür.
b) Şirkete verilen sermayeyi ve sağlanan diğer kaynakları verimlilik ve karlılık esaslarına göre kullanmak ve değerlendirmek hususunda gereken gayret ve basireti göstermekle yükümlü olup, görevleri ile ilgili olarak Şirkete verdikleri zarardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabidir.
c) Şirketin paralarına ve para hükmündeki evrak ve senetlerine ve diğer mevcutlarına karşı işledikleri suçlar ile bilanço, tutanak, rapor ve benzeri her türlü belge ve defterler üzerinde işledikleri suçlardan dolayı haklarında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır.
d) Görevlerini yaptıkları sırada öğrendikleri gizli bilgileri, görevden ayrılmış olsalar bile, yetkili amirin izni olmadan açıklayamaz.
Görev, yetki ve sorumluluk;
Madde 34 - Personelin görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma esasları, ilgili mevzuat ile belirlenir.
Mevzuata aykırı emirler;
Madde 35 - Personel, amirlerinin emirlerini yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak verilen emrin kanun, tüzük ve yönetmeliklerle diğer emir ve genelgelere aykırı olması halinde; personel durumu amirine bildirir. Bu durum karşısında sorumluluğu üzerine alarak emrin yapılmasında amir yazı ile ısrar ederse ceza kanunlarına göre konusu suç teşkil etmeyen fiil olmamak şartıyla personel, emri yerine getirmekle yükümlüdür.
Devir yükümlülüğü;
Madde 36 - Herhangi bir sebeple görevden alınan veya ayrılan personel, kendisine verilmiş para, kıymetli evrak, belge ve dosyaları, görevi ile ilgili hesapları; işi devir alacak personele, konuya ilişkin esaslar doğrultusunda devir ve teslim etmeye zorunludur.
Borçlanma;
Madde 37 - Personel, Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. ile iş ilişkisi olan iş sahiplerinden borç alamaz.
Başka iş ve hizmet yasağı;
Madde 38 - Personel, ticari mümessil ve ticari vekil olamaz, anonim ve limitet şirketler hariç olmak üzere, Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.'nin faaliyet konusuna giren hizmet üretimi ve ticareti ile uğraşan şirketlere ortak olamaz. Personelin eşi ile reşit olmayan çocukları da aynı yasaklar kapsamındadır. Şirket personeli bedelsiz dahi olsa bir başka işte çalışamaz.
Ancak, yetkili makamların uygun görmesi halinde;
a) Üniversitelerde, yüksek okul ve orta dereceli okullarda, forum, seminer ve kurslarda öğretmenlik yapabilir.
b) Kuruluş iştiraklerinin ve bağlı kuruluşların yönetim ve denetim kurullarında görev alabilir.
c) Kuruluşun üyesi olduğu kamu işveren teşekküllerinde görev alabilir.
d) Bilirkişilik ve hakemlik gibi kanunlardan doğan görevleri üstlenebilir.
Artırmalara katılma yasağı;
Madde 39 - Şirket personeli, kendi veya başkaları adına, Şirketin yapacağı ihalelere veya alacağını tahsili için artırmaya çıkarılan malların eksiltme veya artırmasına katılamaz.
Siyasi faaliyet yasağı;
Madde 40 - Personel, siyasi faaliyette bulunamaz ve siyasi partilere üye olamaz.
Yayın araçlarına demeç verme yasağı;
Madde 41 - Şirketin iç bünyesine ilişkin konular hakkında yayın yapmak, demeç ve konferans vermek Genel Müdürlüğün iznine bağlıdır.
Şirket hakkında yanlış haber çıkaranlar;
Madde 42 - Şirketin saygınlığına zarar verecek iş ve eylemlerde bulunan, asılsız haber yayan; görevleri nedeniyle sahip oldukları Şirkete ait sırları açıklayan personel hakkında ilgili kanun hükümleri uygulanır.
Dilek ve istekler;
Madde 43 - Personel, dilek ve isteklerini yazı ile münferiden, silsile yolu ile bağlı oldukları makama bildirir. Dilek ve istekler için başkaları veya Şirket dışındaki kişilerin aracı kılınması yasaktır.
Şirkete zarar verenler;
Madde 44 - Bilerek ihmal, özen göstermeme nedenleriyle veya kanun, sözleşme, yönetmelik, genelge, karar ve emirlere aykırı hareket etmek yüzünden Şirkete zarar verenler; doğacak zararlardan dolayı Şirkete karşı müteselsilin sorumludurlar.
Mecburi hizmetini tamamlamadan hizmetten çıkarılanlar ;
Madde 45 - Eğitim masrafları Şirketçe karşılanan ve mecburi hizmetini tamamlamamış personelin kendi isteği ile işten ayrılması veya kusurlu fiilinden dolayı işten çıkarılması halinde, eğitim masrafları; kanun ve taahhütnamesi hükümleri çerçevesinde personelden geri alınır.

YEDİNCİ BÖLÜM: İzinler
İzinler;
Madde 46 - Bu Yönetmelik hükümlerine tabi personele aşağıdaki izinler verilir:
a) Yıllık ücretli izin.
b) İdari izin.
c) Hastalık izni.
d) Mazeret izni.
e) Ücretsiz izin.
Yıllık ücretli izin;
Madde 47 - Şirket personelinin bir yıllık hizmet süresini doldurduktan sonra hak ettiği ücretli izin hakkıdır. İlk defa görev alan Şirket personeline, bir yıllık hizmet süresini doldurmadıkça yıllık izin verilmez.
a) Sosyal güvenlik yönünden 5434 sayılı Kanuna tabi personelin yıllık izin süresi 34 gündür. İş gereği ve zorunluluklar nedeniyle veya personelin talebi üzerine yıllık iznin, 10 günden az olmamak üzere üçe bölünerek kullandırılması mümkündür.
b) Personel, yıllık ücretli izin hakkından vazgeçemeyeceği gibi verilen izni kullanmayanın herhangi bir talepte bulunmaya da hakkı yoktur.
c) İzin kullanma zamanı, iş yerinde uygulanan usule göre işveren tarafından belirlenir.
d) Yıllık iznin ait olduğu takvim yılı içinde kullanılması esastır. Ancak uzun süreli eğitim, hastalık veya rapor gibi nedenlerle yıllık ücretli iznin ilgiliye kullandırılmaması durumunda; bu nedenlerin ortadan kalktığı ve göreve başlanıldığı tarihte yıllık izin kullandırılır.
e) Sosyal güvenlik yönünden 506 sayılı Kanuna tabi personele 22.5.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun ilgili maddelerine uygun olarak, aşağıda belirtilen yıllık ücretli izin verilir.
1) Hizmet süresi, 1 yıldan 5 yıla kadar olan sigortalı personele 18 işgünü,
2) Hizmet süresi 5 yıldan 15 yıla kadar olan sigortalı personele 24 işgünü,
3) Hizmet süresi 15 yıldan fazla olan sigortalı personele 30 işgünü.
Akken çalışılmayan gün kabul edilen Cumartesi günü ücretli izin bakımından iş günü sayılır.
f) Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. 'de 1 yıldan fazla hizmeti bulunan personelin o yıla ait ücretli izinleri iktisap tarihlerinden önce kullandırılabilir.
g) Personele talebi halinde 7 güne kadar ücretsiz yol izni verilebilir.
h) Yıllık ücretli iznini alan personel, iznin bitiminde görevinin başında olmak zorundadır. Bu süre, personelin geçerli mazereti halinde ibraz edeceği belgeye dayanarak uzatılır. Ancak uzatılan süre, yıllık iznin tamamı kullanılmışsa ücretsiz izin sayılır.
ı) Yıllık ücretli izindeyken veya iznini kullandıktan sonra ölen veya emekliliğe ayrılanların kullandıkları yıllık ücretli izin süresine ait ücretleri geri alınmaz.
j) Personele ücretli ve ücretsiz izinlerinde ve hastalanmaları halinde işveren tarafından izin süresi içinde iş akdinin devam ettiğini gösteren izin belgesi verilir. 506 sayılı Kanuna tabi personele verilen bu belgede, son 120 günlük kazancı ve sigorta sicil numarası gösterilir.
k) Yıllık iznini kullanmakta iken hastalanan personele, yetkili sağlık kuruluşlarınca verilecek rapor (istirahat) süresi yıllık iznine ilave edilir.
İdari izin;
Madde 48 - Personele, geçerli mazerete dayanarak yılda toplam 7 gün ücretli idari izin verilir. İdari izinler yarım günden az kullanılamaz.
Hastalık izni;
Madde 49 - Hastalanan personel, sosyal güvenlik yönünden 5434 sayılı Kanuna tabi ise Şirket doktorlarının veya sevk edildikleri sağlık teşkilatı doktorlarının raporlarına dayanılarak hastalık izni verilir.
a) Bunların izinli olarak veya herhangi bir görevle gittiği ve Şirket doktorunun bulunmadığı bir yerde hastalanması halinde, hastalık iznini kimlerin ve nasıl vereceği hususunda Şirket mevzuat hükümleri uygulanır.
b) Bu Yönetmelik kapsamında olup, haklarında sosyal güvenlik yönünden 5434 sayılı Kanun uygulanan personelden;
1) 5 yıla kadar (5 yıl dâhil) hizmeti olanlara üç aya kadar,
2) 5 yıldan 10 yıla kadar (10 yıl dâhil) hizmeti olanlara altı aya kadar,
3) 10 yıldan daha çok hizmeti olanlara 12 aya kadar,
4) Kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlara 18 aya kadar,
Hastalık izni verilir.
c) Yukarıdaki hastalık izin sürelerinin sonunda, hastalıklarının devam ettiği tam teşekküllü resmi hastanenin sağlık kurulu raporu ile belirlenenlerin izinleri, bir katına kadar uzatılır. Bu sürenin sonunda da iyileşemeyen personel hakkında emeklilik hükümleri uygulanır.
d) Görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı bir kazaya uğrayan veya bir meslek hastalığına tutulan personel, hizmet süreleri ne olursa olsun iyileşinceye kadar izinli sayılır.
e) Bu maddenin b bendinde yazılı hastalık izin sürelerini doldurmadıkları halde, görevlerini yapamayacakları sağlık mevzuatı doğrultusunda, tam teşekküllü hastaneler Sağlık Kurulu Raporu ile sabit olan personelin, bu raporlarının Emekli Sandığı Sağlık Kurulu tarafından onayı ve Genel Müdürlükten, emekliye sevk onayı çıkıncaya kadar geçecek süre, hastalık izin süresinden sayılır.
f) Bu Yönetmelikte yazılı sürelerden evvel geçen aynı hastalıkların, en çok bir yıl içinde nüksetmesi halinde hastalık izinlerinin hesabı, eski ve yeni hastalık süreleri toplamına göre uygulanır.
g) Hastalık nedeniyle, bu Yönetmelikte yazılı izin sürelerini kullandıkları halde iyileşemeyen personelin görevine son verilir. Ancak, bunlardan iyileştikleri ve görevlerini yerine getirmeye engel bir halleri kalmadığı, tam teşekküllü resmi hastaneden alacakları Sağlık Kurulu Raporu ile sabit olanlar, tekrar eski görevlerine alınabilirler. Bu takdirde kendilerinin, bu Yönetmelikte yazılı personel olma şartlarını kaybetmemiş olmaları gerekir. Bu durumda, 5 inci maddede yer alan yaş kaydı uygulanmaz.
h) Sosyal güvenlik yönünden 5434 sayılı Kanuna tabi personele doğum öncesi 8 hafta, doğum sonrası 10 hafta doğum izni verilir. Bu esas sosyal güvenlik yönünden 506 sayılı Kanuna tabi personele de uygulanır. Çoğul gebelik halinde doğum öncesi süreye 2 haftalık süre eklenir. Sağlık durumu uygun olduğu takdirde doktor onayı ile, kadın personel isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar iş yerinde çalışabilir. Bu durumda çalışılan süre, doğum sonrası süreye eklenir.
ı) Emzikli kadınlara çocuk bir yaşına gelinceye kadar 2 saatlik munzam ücretli izin verilir.
Sosyal güvenlik yönünden 506 sayılı Kanuna tabi personelin hastalık izinleri tabi oldukları mevzuat hükümlerine göre uygulanır.
Mazeret izinleri;
Madde 50 - Personele evlenme ile ana, baba, kardeş, eş veya çocuğunun ölümü hallerinde 6 gün; çocuğunun doğumu veya evlenmesi halinde 4 gün; ücretli mazeret izni verilir. Bu izinler nedeni ile görevli olduğu il sınırı dışına çıkanlara ayrıca üç gün ücretli yol izni verilir.
Yangın, zelzele, kaza, su baskını gibi tabii afetlerden eşinin veya kendisinin emlakinin hasara uğraması halinde personele yol hariç 10 gün ücretli izin verilir. Bu izinler, olayı takip eden bir ay içinde kullanılır.
Ücretsiz izin;
Madde 51 - Şirketteki deneme sürelerini tamamlamak şartıyla, Genel Müdürlükçe takdir olunacak zorunlu sebeplerden dolayı, personele ücretsiz izin verilebilir. Bu sürede personelin, kanuni ve idari yükümlülükleri devam eder.
Haklarında teftiş ve inceleme yapılanlar;
Madde 52 - Teftiş veya inceleme sırasında bu işlemlerle ilgili personele yıllık izin, teftiş ve incelemeyi yapanların onayı alınarak verilir.
İzinli personelin yükümlülükleri;
Madde 53 - İzin kullanan personel, izne başlamadan önce, izinlerini nerede geçireceklerini yazı ile bildirmek ve meydana gelecek değişikliği de zamanında haber vermek zorundadır.
İzinleri verecek makam;
Madde 54 - Ünite Müdürleri ile Daire Başkanlarının izinleri Genel Müdür veya Genel Müdür Yardımcısı tarafından; diğer personelin izinleri, bağlı bulundukları Daire Başkanlıkları ve Müdürler tarafından verilir.
İzinden geç gelme;
Madde 55 - İzin süresi dolduğu halde zorunlu sebebi olmaksızın işine dönmeyen personele, zorunlu sebepleri Genel Müdürlükçe uygun görülse bile izin haricinde gelmedikleri günler için ücretleri verilmez. Verilmiş ise bir sonraki aylığından kesilir.
İzin süreleri dolduktan sonra, geçerli bir mazereti olmaksızın, 15 gün içinde işe başlamayan personel istifa etmiş sayılır.

SEKİZİNCİ BÖLÜM: Disiplin Cezaları, Çeşitleri ve Uygulanmasını Gerektiren Fiil ve Haller
Disiplin cezaları;
Madde 56 - Şirket hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla kanun, tüzük, yönetmelik ve Şirketçe tespit edilen diğer alt düzenleyici işlemlerle belirlenen hususları yerine getirmeyenler ile yasaklanan işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre aşağıdaki disiplin cezaları uygulanır.
a) İhtar.
b) 1 Günlük Ücret kesimi.
c) 2 Günlük Ücret kesimi.
d) 3 Günlük Ücret kesimi.
e) İş akdinin feshi.
İhtar cezası;
Madde 57 - İhtar, personele görevinde veya davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin ya da kusurlu hareket ettiğinin yazı ile bildirilmesidir.
Aşağıda belirtilen hususlardan birinin tespiti halinde personele ihtar cezası verilir.
a) İşe gelmesine mani olan mazeretlerini haber vermemek, bir gün evvelden usulü dairesinde izin almadan işine gelmemek, işyeri haricinde verilen vazifeden zamanında dönmemek.
b) Belgelemek kaydıyla tipi, lodos ve muayyen tarifeli araçların arıza hali hariç olmak üzere bir ay içinde mazeretsiz olarak görevine üç gün geç gelmek veya amirinden izin almadan görevi başından iki defa ayrılmak veya bir gün gelmemek.
c) Görevinde düzensizlik, kayıtsızlık göstermek, görevin gecikmesine sebep olmak, görevi başında başka işlerle uğraşmak.
d) Çalışma saatlerinin bitmesinden evvel veya çalışma saatleri içinde işini bırakıp dışarıda veya görev başında öze
by aytemiz89 at 03-07-2013, 01:07 PM
1.1. RİSK TANIMI VE RİSK ÇEŞİTLERİ


İtalyancası risco,  Almancası  risiko, İngilizcesi risk olan bu kavram dilimiz de önceleri riziko olarak kullanılmaktaydı daha sonra risk olarak yerleşmiştir. Zarar veya kayıp durumuna yol açabilecek bir olayın ortaya çıkma olasılığı anlamına geliyor. Tehlike ile eş anlamlı ve ileride ortaya çıkması beklenen ama meydana gelip gelmeyeceği kesin olarak bilinmeyen olaylar için kullanılıyor. Gelecek ile ilgili bir kavram, çünkü gelecek belirsizlik ifade ediyor. Risk de belirsizlik hallerinde ortaya çıkan ve tehlikenin ciddiyetine verilen isim.

Tehlike ise, Kurum ya da insanların yaralanması, hastalanması, zarar görmesi veya bunların bileşimi olabilecek zarar potansiyeli olan durumdur.
Riskin matematik ifadesi ise şöyle:
Risk = Olasılık x Şiddet

Burada olasılık riskin meydana gelme ihtimalinin değerini, şiddet ise riskin ağarlığı yani etkisinin değerini ifade etmektedir. Bunlar  1.2.3,gibi nitel (sayısal) olarak değerlendirilebildiği gibi; az, orta çok... Gibi nicel olarak da değerlendirilebilmektedir.
Risk için, bir belirsizlik halidir derken, her belirsiz durumun  risk olarak nitelendirilemeyeceğini de belirtmemiz gerekir.  Buradaki ayırım, belirsizliklerin hedefe giden yolda tehlike ile etkileşim düzeyidir. 1
Ayrıca risk belirli bir zaman aralığında, hedeflenen bir sonuca ulaşamama, kayba ya da zarara uğrama olasılığıdır. Gelecekte oluşabilecek potansiyel sorunlara, tehdit ve tehlikelere işaret eder. Risk genellikle tam ve net olarak bilinemez ya da öngörülemez (belirsizlik), zamana bağlı olarak değişir. Sonuç üzerinde olumsuz etkileri vardır. Yönetilebilir bir olgudur. Riskin temel bileşenleri ise, oluşma olasılığı ve oluşması durumunda sonucu ne ölçüde etkileyeceğidir. Ancak riskin yalnızca olumsuz etkileri olan bir kavram olduğunu düşünmek büyük bir yanlış olur. Riske kazanç elde etme fırsatı olarak bakılmalı, fırsata dönüştürülmesi için sistematik bir çaba gösterilmelidir. Riskler birbiriyle etkileşim içerisinde olan 3 temel alanda ele alınır: Teknik/performans, maliyet ve çizelge. Teknik risk, hedeflenen (tahmin edilen ve planlanan) performans değerine ulaşamamanın bir ölçüsüdür. Maliyet riski, tahmin edilen ve planlanan maliyet değerinin aşılması durumudur. Örneğin ekonomik koşullardaki belirsizlikler önemli maliyet risk kaynaklarından biridir. Çizelge ise riski bir işin tahmin edilen ve planlanan sürede gerçekleştirilememesinin bir ölçüsüdür.

Teknik riskler, maliyet ve çizelge risklerinin temel nedenidir. Teknolojik yetenekteki zaafiyetlerden ve ürün gerçekleştirme süreçlerindeki yetersizliklerden vb. kaynaklanır. Ancak teknolojik yenilik yeteneğinin firmaların başarısı için tek başına yeterli olmayacağını vurgulamakta fayda var. Yenilikçi fikirlerin, yenilikçi bir ürün olarak, rakiplerden daha önce, en uygun fiyatla ve yüksek kalitede pazara sunulabilmesi gerekir. Bu da AR-GE ve mühendislik faaliyetlerine önem verilirken ürün
Gerçekleştirme süreçlerinin de etkin ve verimli yönetilmesini gerektirir.2


1.2 RİSK ÇEŞİTLERİ



1.2.1 MALA İLŞKİN RİSKLER

Satış sözleşmesi hükümlerine göre malın ihracatçının sorumluluğunda olan teslim noktasına kadar getirilmesi sırasında ortaya çıkabilecek her türlü riskler ihracatçının, teslim noktasından sonraki zararlar ise ithalatçı firmanın riskleri olmaktadır. Mala ilişkin riskler, dış ticaret işlemlerinin yürütülmesinde aracı olan bankanın tamamen kontrolu dışında olduğundan, bu konuda ihracatçı veya ithalatçının gerekli tedbirleri alması zorunlu bulunmaktadır. Bu çeşit risklerin yönetiminde sigorta kuruluşları taraflara yardımcı olabilmektedir.3

1.2.2 ÖDEMEYE İLİŞKİN RİSKLER

Ödemeye ilişkin riskler uluslararası ticarette karşı tarafın ödemeyi yapamamasını sağlayan durumlardır. Bunlar; ithalatçının ödeme yapmaktan kaçınması (ticari risk), veya ithalatçının ödeme yapmak istemesine rağmen, ithalatçının ülkesinin çevrilgen döviz yetersizliği nedeniyle transferin yapılmasının mümkün olamaması (transfer riski), veya ödemelerin üstüne bir takım fonlar (veya vergilerin) getirilmesi (mali riskler), veya ihracatçının sevk belgelerini doğru hazırlamaması sonucu, mal bedelinin ödenmesinin gecikmesi veya tamamen ortadan kalkması (dökümantasyon riski)'dir. Bu riskler, sadece ihracatçı ve ithalatçıyı değil, aracı finansman kuruluşlarını da yakından ilgilendirmektedir. Zira bu risklerin ortaya çıkması durumunda aracı finansman kuruluşları da verdikleri kredileri geri alamama ile karşılaşmaktadırlar. Bu risklerin yönetimi için uluslararası ticarette kullanılan en aktif yöntemler; "sağlam ödeme sistemleri, akreditifler, banka havaleleri, ülke ve firma istihbaratı, ihracat kredi sigortası ve re-insurance (ikinci sigorta), vb."dir.4

1.2.3 PİYASA RİSKİ

Piyasa riski; bir firmanın mali yapısının piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalar veya piyasalardaki zıt yöndeki fiyat hareketlerinden dolayı karşılaşabileceği riski ifade eder.5
Birinci risk; faiz oranlarındaki değişme nedeniyle oluşur. Önerilen sermaye standartları, iyi
Belirlenmiş piyasa fiyatlarına sahip olan bonolar ve borç senetleri gibi işlem gören borç
Senetlerinin faiz riskini ele alır. Sonuçta öneri, bankaların karşı karşıya kaldığı faiz riskinin
Yalnızca bir bölümünü karşılar ki faiz oranlarındaki değişmenin kredi ve mevduatlar
Üzerindeki etkisi göz ardı edilir. (Basel Komitesi, tüm banka için faiz oranı etkisini gösteren
veri toplamak için taslak önermiştir. Bu taslak yalnız bilgi içindir ve bir açık risk
Hesaplaması veya kapital giderini içermez.) Piyasa riskinin ikinci kaynağı; hisse senedi (sermaye) fiyatlarındaki değişmelerdir.5

1.2.4 FİNANSAL RİSK

Globalleşme sürecinde döviz kurlarındaki ani değişiklikler veya faiz oranlarındaki dalgalanmalar firmaların nakit akımlarını etkileyebildiği için, bir çok firma riskten korunmayı veya kaçınmayı (hedging) globalleşme stratejilerinin uygulanabilir bir parçası olarak görmektedir. Örneğin: türev ürünleri faiz oranı riskinden kaçınmak, mal fiyatları ve döviz kurlarında oluşan ters yönlü hareketleri hafifletmek, öz sermaye riskinden kaçınmak ve portföy dağılımını değiştirmek amacıyla firmalarca kullanılmaktadır6


2.1 RİSK YÖNETİMİ


2.1.1 RİSK YÖNETİMİ NEDİR VE NASIL YAPILIR

Risk yönetimi ürünün düşünce aşamasından başlayarak müşteriye bir ürün olarak sunulabilmesine kadar tüm aşamaları kapsayan bir süreçtir. Risk yönetimi hızlı kararlar ve faaliyetlerle sürekli olarak risklerin belirlendiği, hangi risklerin öncelikle çözümlenmesi gerektiğinin değerlendirildiği, risklerle basa çıkmak için stratejiler ve planların geliştirilerek uygulandığı bir sistematiktir. Belirsizlikleri ve belirsizliğin yaratacağı olumsuz etkileri daha kabul edilebilir düzeye indirgemeyi hedefleyen bir disiplindir. Risklerin probleme ya da tehlikeye dönüşmeden belirlenmesini ve en aza indirgenmesi, faaliyetlerinin planlanması ve yürütülmesini kapsar. Risk yönetiminin temel hedefi, karar verme mekanizmaları için riskleri görünür ve ölçülebilir hale getirmek, subjektifliği azaltmaktır. 8

2.1.2 RİSK YÖNETİMİ KAVRAMI

Risk Yönetimi; risk/kazanç dengesinin şirket üst yönetiminin risk alma profiline uygun olarak oluşturulmasıdır. Şirketler iktisadi olarak "kar" elde etmek amacı ile kurulmaktadır. Ancak bu karı elde edebilmek için ise belirli risklerin alınması gerekmektedir,  risk yönetimi; arzu edilen kar miktarına ulaşabilmek için hangi risklerin, ne ölçüde alınması gerektiğini belirleyen ve bu sürecin planladığı
Şekilde gerçekleşmesini güvence altına almayı hedefleyen bir sistemdir. Risk yönetimi bir yönetim aracıdır. Kurumun arzu ettiği risk/kazanç dengesine ulaşması amacında kullanılan bir araçtır. Risk yönetimi bir ürünün düşünce aşamasından başlayarak müşteriye sunulmasından sonraki müşteri ilişkileri yönetimi aşamasına kadar tüm aş âmâları ve bu aşamalar ile ilgili tüm fonksiyonları kapsar. Bir şirket içerisinde risk yönetiminin ilgili olmadığı hiçbir alan yoktur. Risk yönetimi uygulamaları kurum içerisindeki tüm çalışanları kapsar. Her çalışan görevi ve sorumlulukları ne olursa olsun, bu sorumluluklarına uygun seviyede risk yönetimi ile ilgili olmak zorundadır.
Risk yönetimi risklerin belirlendiği, hangi risklerin öncelikli olarak çözümlenmesi gerektiğinin değerlendirildiği, risklerin yönetilmesi için stratejiler ve planların geliştirilerek uygulandığı sistematik bir süreçtir. 9

2.1.3 RİSK  DEĞERLENDİRME

İş kazası, hastalık ve mala-mülke zararı önlemek için kazaların sebeplerini tespit etmek gerekmektedir.
Bu: reaktif olarak;
Kaza araştırmasının hemen ve derinlemesine yapılması ve kaza istatistikleri kullanarak
Veya  proaktif olarak;
Önceden risk değerlendirmesi, eğitim, denetim
Yapılması yolu ile gerçekleştirilebilir.
Risk değerlendirmesi, zarara sebebiyet verebilecek aktivite veya olayların önceden tesbit edilmesi ve ilgili risklerin gözden geçirilmesine imkân verir. 10

2.1.4 KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ

Kurumsal Yönetim; iyi, adil, saydam, kurallara uygun, sorumlulukların iyi tanımlandığı bir yönetim anlayışı ve bu temel kuralların belli bir denge içinde takip edildiği bir çalışma ortamını ifade etmektedir.
Kurumsal Yönetim, şirketin paydaşları için önemli ölçüde değer yaratırken, şirketin hedeflerine ulaşması için de önem taşımaktadır.
Yönetim kavramının anlaşılması amacıyla, yönetim çerçevesini aşağıdaki gibi tanımlamak mümkün olabilir: Kurul yapısı ve sorumlulukları, Kontrol için yönetim süreçleri, Organizasyon yapısı ve yönetim şekli, Yönetim ve kontrol süreçleri.
Kurumsal yönetim kararların nasıl verildiği ile ilgilidir ve sağlam bir risk yönetimi sürecinin, iç kontrol sisteminin ve risk bazlı bir iç denetim yaklaşımının oluşturulmasını öngörür.
İç Kontrol Sistemi, İç Denetim ve Risk Yönetimi kurumsal yönetimin en temel gerekliliklerdir.11

2.1.5 RİSK HESAPLAMA METODLARI

İHTİMAL  aşağıdaki gibi belirlenir:
Büyük ihtimal – her zaman olabilir
Orta İhtimal – bazen olabilir
Az ihtimal– olabilir, ama çok ender
Çok az ihtimal– olabilir, ama büyük ihtimalle hiç olmayacak

Vak’a nın olma ihtimali Vak’a nın ağırlığı ile çarpılır:  12
İHTİMAL X AĞIRLIK = RİSK
Kontrol önlemleri belirlenip ortaya konduktan sonra geriye;
Riskin sayısal olarak belirlenmesi kalır
Düşük (2 veya daha az)
Orta (3 – 6)
Yüksek (6 veya daha fazla)

Risk Seviyesi  > 10 -5  ise KABUL EDİLEMEZ Risk (Bu durumda ya maliyetine bakılmadan risk azaltılması gerçekleştirilerek risk düşürülmeli veya Tesis Kapatılmalıdır!)Risk Seviyesi  10 -5  ile 10 -7 arasında ise, iyiyleştirilmesi istenen riskler (Bu durumda eğer maliyet unsuru elverirse, risk azaltılması gereklidir.)Risk Seviyesi < 10 -7 ise KABUL EDİLEBİLİR RİSKLER (Bu durumda herhangi bir risk azaltması gerekli görülmez)


2.1.6 KREDİ RİSKİ
Kredi riski borçlu kişi veya kuruluşun anlaşma şartları dâhilinde taahhüt ettiği yükümlülükleri yerine getirmeme olasılığıdır.  Kredi riski yönetiminin amacı bankanın kredi riskini ölçmek ve risk düzeyine uygun şekilde fiyatlama yaparak riske ayarlı getiri oranının en üst düzeye çıkarılmasıdır.  Kredi riski tüm finansal kuruluşların karşı karşıya olduğu temel risk faktörlerinden biridir. Basel prensipleri çerçevesinde düzenleme ve denetleme kurullarının koymuş olduğu kurallar bu önemli riskin kontrol edilmesi ve riske karşı gerekli özkaynağın ayrılmasını sağlar. Birçok banka için müşterilere verilen krediler kredi riskinin en büyük kaynağı olmasına rağmen hazine işlemleri ve bilânço dışı faaliyetlerden kaynaklanan diğer kredi riskleri de unutulmamalıdır. Interbank işlemleri, döviz işlemleri, vadeli işlemler ve akreditif gibi örnekler bankaların karşılaştığı müşteri kredileri dışındaki diğer kredi riskleridir. Kredi riski yönetimi münferit krediler ve işlemlerin tek tek kontrolüne ek olarak tüm portföy düzeyinde yönetimini kapsar. Belli bir sektör veya coğrafi lokasyonda oluşacak yoğunlaşma portföy riskinin artmasına neden olacaktır. Yoğunlaşmadan kaynaklanan portföy riskine ek olarak bankalar kredi riskinin piyasa ve operasyonel risk gibi diğer belli başlı risk kategorileri ile ilişkilerini göz önüne almalılardır. Bu yaklaşım bankaların uzun vadede sağlıklı işlemesini sağlayacaktır.

Kredi riski yönetimi dört ana adımdan oluşur.
1) kredi kültürünün oluşturulması
2) kredi onay sürecinin oluşturulması
3) kredi onay sürecinin performanısın ölçülmesi
4) onay sürecinde karşı karşıya kalınan riskler için gerekli kontrol mekanizmalarının  oluşturulması.
Her ne kadar bu dört adım farklı bankalarda banka yapısının ve kredi işlemlerinin karmaşıklığına göre farklı şekillerde uygulanabilse de genel hatları ile başarılı bir kredi riski yönetiminin temel taşlarını oluştururlar. Kredi riskinin ölçülmesinde en önemli nokta kredi riskinin kaynağının belirlenmesidir. Kredi riski iki kategoriden oluşmaktadır. i) temerrüt olasılığı ) temerrüt durumunda oluşacak kayıp. Temerrüt olasılığı borçlunun finansal durumuna bağlı olup ülkenin ekonomik durumu gibi dış faktörlerden de etkilenmektedir. Temerrüt durumunda oluşacak kayıp ise bankanın kredi onayını verirken anlaşma şartlarında talep ettiği ipotek, teminat ve özel şartlara bağlıdır. Risk yönetimi temerrüt olasılığının ölçülmesi ile yüksek olasıkların daha kapsamlı ipotek ve teminat şartları ile desteklenerek olası kayıpların en düşük düzeyde tutulmasını sağlar.13
2.1.7 OPERASYONEL RİSK
Operasyonel risk, yetersiz ve sorunlu iş süreçleri, personel ve sistemlerden veya dış etkenlerden kaynaklanan kayıplardır.  Yakın geçmişte yaşanan Barings, Daiwa, Deutsche Morgan Grenfell ve Sumitomo örnekleri operasyonel riskin önemini bir kez daha göz önüne getirmiştir. Teknolojinin ve ürünlerin hızla gelişmesi, iş süreçlerinin buna bağlı olarak karmaşıklaşması ve sistem üzerindeki kontolün zorlaşması ile birlikte, hata veya doğrudan dolandırıcılıktan kaynaklanan operasyonel riskler olağanlaşmıştır. Bu gelişmeleri gözönünde bulunduran Basel Komitesi Basel I uzlaşısına ek olarak Basel II'de Operasyonel Riski de sermaye yeterliliği hesaplamalarına dâhil etmiştir.
Diğer risk kategorilerinden farklı olarak, Operasyonel Risk birçok nedenden kaynaklanabilir. Bütün bu değişik faktörlerin ölçülmesi ve buna bağlı var hesaplamalarıyla gerekli sermayenin belirlenmesi çok maliyetli bir işlem olabilir. Bu nedenle Basel II'de farklı yaklaşımlar önerilmektedir.14

2.1.7.1 Basit Gösterge Yaklaşımı: Brüt gelir gibi bir göstergenin baz alınarak bu göstergeye bağlı oranda sermaye ayrılması yaklaşımıdır.
2.1.7.2 Standart Yaklaşım: Bankanın her iş koluna özel bir göstergenin baz alınarak bu göstergeye bağlı oranda her iş kolu için ayrı sermaye ayrılması yaklaşımıdır. Basit Gösterge Yaklaşımı'na çok benzemekle beraber değişik iş kollarındaki farklılıkları dikkate aldığı için daha doğru sonuç vermektedir.
2.1.7.3 Dâhili Ölçüm Yaklaşımı: Bu yaklaşım bankanın gerçek kayıp verilerini kullanarak ortaya çıkaracağı kayıp dağılımları ve olasılıklar üzerine sermaye gerekliliğini hesaplamasıdır. Bu hesaplamanın yapılabilmesi için geçmiş verilerin detaylı bir şekilde toplanıyor olması gerekmektedir. Henüz çoğu banka bu seviyede değildir. Operasyonel risk'e karşı bankanın kendisini korumasında risk karşılığında ayırılacak sermaye kadar bir önemli faktör de bankanın olası operasyonel risklere karşı kendini sigortalaması ve operasyonlarının etkilenmesini en alt düzeye indirmek için gerekli altyapı yatırımlarını yapmış olması gerekmektedir. Terorizm örneğini ele alırsak, HSBC'nin Istanbul'da yaşamış olduğu olay sonrasında bankacılık işlemlerinin aksamadan yürütülebilmesi, maddi zararların sigorta şirketlerince karşılanması ile olası büyük olumsuz  sermaye etkileri bertaraf edilmiştir.15

2.1.8 PİYASA RİSKİ
Makro-ekonomik istikrarsızlık ve faiz oranlarındaki belirsizlik nedeniyle faiz riski Türk bankacılığının karşı karşıya olduğu en önemli risk faktörlerinden biri olmuştur. Faiz riski bankanın aktif ve pasifleri arasındaki Bağlanma (Duration) farkının faiz oranlarındaki beklenmedik değişimler nedeniyle bankanın Net Faiz Geliri ve Ekonomik Değerini olumsuz etkilemesidir. Faiz oranlarındaki değişimler, faiz gelirlerini etkilediği gibi faiz dışı gelirleri de etkilemektedir. Bu sebeple bankanın faiz riski hesaplanırken faiz dışı gelirlere etkisi de hesaplanmalıdır. Faiz riski üç ana bileşenden oluşur:  

2.1.8.1 Yeniden Fiyatlandırma Riski (Parallel Shift Risk) faiz oranlarinin artması veya azalması sonucu bankanın aktif/pasif durumuna göre Net Faiz Gelirinin ve Ekonomik Değerinin olumsuz etkilenmesi riskidir.

2.1.8.2 Gelir Eğrisi Riski (Yield Curve Twist Risk) gelir eğrisinin eğiminde oluşacak değişimlerin Net Faiz Gelirini ve Ekonomik Değerini olumsuz etkilemesi riskidir.

2.1.8.3 Baz Riski (Basis Risk) bankanın ikili anlaşmalarda baz olarak kullandığı iki farklı faiz oranından (örnek: LIBOR ve US T-Bill) birinin diğerine göre artması veya azalmasından oluşan riskdir.

2.1.8.4 Opsiyon Riski (Option Risk) bankanın içinde olduğu opsiyon anlaşmalarının değerindeki değişim riskidir. Faiz riski iyi yönetildiği takdirde bankalar için önemli bir karlılık kaynağıdır. Faiz oranlarındaki değişimi tahmin etmek ve buna göre pozisyon almak suretiyle bankalar karlılıklarını artırmayı amaçlarlar. Fakat unutulmamalıdır ki faiz oranındaki değişimlerin doğru tahmin edilmesi çok zordur. Bu nedenle bankaların faizlerdeki olumsuz değişimlere karşı kendini muhafazakâr bir Aktif-Pasif yönetimiyle korumalıdır.
Faiz riskinin etkisi (1) Net Faiz Geliri ve (2) Ekonomik Değer'deki değişimle ölçülebilir. Geleneksel bir yaklaşım olan net faiz geliri bankanın o dönemki gelir tablosunun nasıl etkileneceğini gösterir. Gelir tablosundaki etkiler bankanın Kredi Notunu ve güvenilirliğini, dolayısıyla para maliyetini artırabilir. Faiz riskinin bankanın ekonomik değeri üzerindeki etkisi ise gelecekteki nakit akışlarının bugünkü değerinin faiz oranlarındaki değişimlerden etkilemesi nedeniyle oluşur. Faiz riskinin iyi yönetilmesi için yeterli teknolojik altyapının yanı sıra riskin düzenli olarak ölçülmesi ve limit prosedürleri ile kontrol altına alınması gerekmektedir. Bu amaçla düzenli olarak toplanacak aktif-pasif komitesi geçen dönemki performansı değerlendirmeli ve faiz oranlarındaki beklentilerine göre yeni limitler belirleyerek aktif pasif yapısını şekillendirmelidir.16

3.1 RİSKLERİ YÖNETİRKEN İZLENEN YOLLAR

Dinamik ve rekabetçi piyasa katılımcıları her geçen gün daha büyük mali risklerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Piyasadaki oynaklık (volatility) arttığında katılımcıların riski de artmaktadır. Kurumlar açısından finansal istikrarı sürdürebilmek için, etkin risk yönetiminin önemi daha da belirginleşmektedir. Kurumların finansal risklerinin etkin biçimde yönetilebilmesi için ulusal ve uluslararası piyasaların yakından takibi, tedbirli finansal prosedürlerin ve kontrollerin uygulanması gerekliliğinin bilincindedirler. Riskleri yönetirken üç yol izlenir.17

3.1.1 Risklerin Tanımlanması ve Değerlendirilmesi

Risklerin tanımlanması kapsamında kurumların karşılaşabileceği tüm finansal riskleri tanımlamak; bu tanımlamayı yaparken ilk olarak sektördeki diğer kurumlardan daha avantajlı bir duruma gelebilmek için, firma yapısını iyi tanımak, faaliyet gösterdiği piyasaların karekteristik özelliklerini anlayıp analiz etmek gerekmektedir. Bu da ancak doğru risk tanımlanması ile mümkündür. Risk/Getiri Analiz Testi ile müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini ve risk faktörlerini belirleyerek karşı karşıya oldukları riskler tanımlanır ve değerlendirilir.18

3.1.2 Risklerden Korunma Stratejilerinin Oluşturulması

Kurumların karşı karşıya oldukları riskler belirlendikten ve değerlendirildikten sonra şirkenteler uzman kadrosu tarafından bu risklere karşı etkin bir korunma stratejisi oluşturulur. Kontrat türü, adedi, alınacak pozisyonun yönü (kısa – uzun) hangi ayda pozisyon alınacağı, yayılmanın (spread) gerekli olup olmadığı, uzun vadede diğer aylara ötelemenin (roll) zamanı ve yöntemi gibi birçok konuda kapsamlı bir rapor hazırlanır ve bu rapor doğrultusunda müşterilere öneriler sunulur19

3.1.3 Kontrol ve Raporlama

 Kurum maliyetlerinin zaman içinde düşmesi risk yönetimi stratejisinin başarısını gösterir. Bu başarının devamı etkin kontroller ile sağlanabilir. Değişen piyasa koşulları belirlenmiş korunma stratejilerinde bazı ayarlamalar yapma gerekliliğini ortaya çıkarabilir. Bu kontroller firma için zarara neden olabilecek unsurları azaltmak ya da tamamen ortadan kaldırmak için önemlidir. Çesitli aralıklarla yapılan raporlamalar ile amaç, kurumların üst yönetiminin risk getiri ilişkisine ait performans değerlemesi yapabilmesini sağlamak, yönetimin bu raporları inceleyerek hedeflenen karlılık, mali bünye ve pazar payı ile ulaşılan değerler arasında oluşabilecek farkların nedenlerini analiz edebilmesine imkân sağlamaktır.20


4.1 RİSK VE BELİRSİZLİK ALGILANMASININ İKTİSADİ DAVRANIŞLARA
YANSIMASI


Soyutlamacı anlayışın bir bilim olarak iktisatta yarattığı krizler, bir sistem olarak kapitalizmin yergisine yönelik eleştirilerin yükseldiği dönemle bir paralellik içermektedir. 19. yüzyılın ortalarından itibaren iktisadın yöntemine ve kapitalizme yönelik sorgulayıcı zihniyet gelişmeye başlamıştır. İktisadın tümdengelimci, soyutlamacı, saf akılcı yöntemine yönelik eleştirilerin odaklandığı noktalardan biri de belirsizlik ve riskin analiz dışına itilmiş olmasıdır. Tam bilgi varsayımı altındaki karar birimleri, gerçekte kısmî bilgiye sahip olmaktadırlar ve geleceğe ilişkin karar ve eylemlerinde bu bilgisizliklerinin yanı sıra, hiç beklemedikleri olaylarla karşılaşmakta; tasarlama-yanılma-öğrenme sürecinden geçmektedirler. Bu çerçeve içinde özellikle günümüzün toplumsal yapısında risk içeren birçok faktörün ve gelişmenin varlığı, iktisatta öznel, göreli, tarihsel ve mekânsal bakış açısını zorunlu kılmaktadır İktisadi karar ve davranışlar belirsizlik ve risk ortamında belirmektedir ve. İktisadi analizde bu olgular devre dışı bırakılmaksızın iktisat politikaları şekillenmektedir.21

Bu gerçekten hareketle, bu çalışmanın amacı; iktisadın soyutlamacı bakış açısını sorgulamaktan yola çıkarak, belirsizlik ve risk altında iktisadi karar ve davranışların nasıl belirdiğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda; birinci bölümde, 1990’larda yükselen bir kavram olan “risk toplumu” değerlendirilecektir. İkinci bölümde, iktisatta belirsizlik ve risk kavramlarının felsefî açıdan ele alınışı ve yöntem tartışmalarındaki gelişmeler açıklandıktan sonra, birinci ve ikinci bölümlerde oluşturulan çatıda belirsizlik ve riskin kavramsal çözümlemesi yapılacaktır. Son bölümde ise, belirsizlik ve risk ortamında nasıl karar verildiği, hangi davranışlarda bulunulduğu iktisadi açıdan incelenecektir.22

4.1.1RİSK TOPLUMU YAPILANMASI

Günümüz toplumsal yaşamında günlük konuşma dilinde gittikçe sık kullanılan bir kavram olan “risk”in iktisadi ve hatta tüm toplumsal faaliyetler üzerindeki etkisi, özellikle 11 Eylül 2001’de ABD’de ortaya çıkan terör eylemlerinden sonra daha da belirginleşmiştir. “Belirsizlik” kavramının, riski kapsayan bir anlamı olmasına karşın, “risk”, insan faaliyetinin ana belirleyenlerinden biri olarak daha sık dile getirilmektedir. İnsan davranışının “bilgi eksenli” karakteri, “risk eksenli” bir hâl almaktadır. Davranış biçimleri “bilgi-yoğun” olduğu gibi, buradaki bilginin yanı sıra risk de öne çıkmakta, “risk-yoğun” davranış biçimlerinden söz etmek mümkün olmaktadır.

Konu iktisadi alan için değerlendirilecek olursa, ihtiyaçlarını giderecek mal ve hizmetlerin fiyat, kalite, pazar vs. bilgilerine gereksinim duyan karar biriminin, günümüz toplum yapısında her zaman akılcı davranmayıp, duygusal faktörlerle güvenlik ihtiyacını daha öncelikli tuttuğu dikkat çekmektedir; karar birimi riskten kaçınmaya ya da risk ortamında bile olsa güvenli şekilde iktisadi faaliyetini sürdürmeye çalışmaktadır. İngiltere’de yapılmış bir araştırma bu noktada çok öğretici ve düşündürücü bir örnektir: İngilizler yemek yeme ile ilgili yapılan bu araştırmada; Nisan 1947’de, %80 oranında “istediğimi rahatlıkla yiyebilirim”, %20 oranında ise “dikkat ederim” şeklinde görüş bildirmişlerdir. Aynı soru bu kez Nisan 1996’da yöneltildiğinde, %58 oranında “istediğimi rahatlıkla yiyebilirim”, %42 oranında ise “dikkat ederim” sonucu çıkmıştır .Yediklerine dikkat eden insan sayısının iki katına çıkması insanların günlük yaşamındaki ciddi bir değişimi yansıtmaktadır. Yaşamın diğer yönleriyle ilgili incelemeler de daha tedbirli yaklaşımlara doğru benzer bir kayma olduğunu göstermektedir.


21 Alada, Dinç, (2000), İktisat Felsefesi ve Belirsizlik, Bağlam Yayınları, İstanbul
22 Furedi Frank, (2001), Korku Kültürü, Çev: Barış Yıldırım, Ayrıntı Yayınları, İstanbul

 
Riskin insan davranışları üzerinde diğer faktörlerden görece daha etkili bir belirleyici olması, toplumsal yapının şekillenmesinde ve isimlendirilmesinde de rol oynamaktadır. Riskin ve belirsizliğin, sanayi toplumuna göre bilgi toplumu yapılanmasında daha ön planda olması, dolayısıyla bilgi toplumunun evrimine daha çok dikkat çekmektedir. “Bilgi”, iktisadi ve diğer davranışları şekillendirmedeki önemi ve gücü nedeniyle toplumsal yapıya da isim kaynağı olmuş ve “bilgi toplumu” kavramı ortaya çıkmıştır. Bilginin risk ve belirsizlik içeren karakteri ise; bilgi toplumunun hızla yenilenmesi, evriminin hızlı ve köklü oluşu bağlamında bilgi toplumunu dönüştürmüş, “risk toplumu” kavramını gündeme getirmiştir 23
 
“Risk toplumu” kavramı ilk kez 1992 yılında Alman sosyolog Ulrich Beck’in “Risk Society: Towards A New Modernity” adlı eseriyle bilimsel boyutta tartışılmaya başlamıştır.  Beck’in 1993’te yazdığı ve Siyasallığın İcadı adıyla felsefesi, öğeler arasındaki ayrılığı konu edinmekte, “ben ya da öteki” söylemi örneğinde olduğu gibi; birbirinden kopukluğu, tekdüzeliği, uzmanlığı, kesinliği ifade etmektedir. Bilgi toplumunun karmaşıklığı ise “ve” felsefesini içermekte; “ben ve öteki” ifadesinin anlattığı şekilde birlikteliği, çok boyutluluğu, çok yönlülüğü, bulanıklığı, belirsizliği çağrıştırmaktadır. “Ve” felsefesinde öğelerin bir arada bulunması, riski ve belirsizliği ortaya çıkarmaktadır. Hem “o” öğe hem de “bu” öğe bazı kararlar almakta, bazı davranışlarda bulunmakta, bir arada bulundukları için de birbirlerine olumlu ya da olumsuz dışsallık sunmaktadırlar. Bu karşılıklı etkileşim, dışa açık sistemlerde söz konusudur ve bu ortamda öğeler birbirleri için “risk” anlamına da gelebilmektedirler. “O öğe”, “bu öğe” için bir tehlike olabilmektedir. Bu öğe eğer belli bir yalıtım sağlamışsa, tehlikenin, riskin meydana gelmesini belli ölçüde engellemiş olmaktadır. Ancak, kutuplaşmanın olmadığı, açık, yerel ya da küresel toplumsal düzen; belirsizliğin, riskin varlığını daha belirgin bir hâle getirmektedir. Bu çerçevede, teknolojik alanda internet, ekonomik alanda ticari ve finansal serbestleşme, sosyo-kültürel alanda değerlerin iç içe geçişi ve politik alanda da Berlin Duvarı’nın yıkılışı “ve” nin yarattığı risk ortamına kaynak oluşturan gelişmelerdir  

 Risk ve belirsizliğin kavramsal çözümlemesine geçmeden önce bu iki kavramın iktisatta nasıl bir evrim geçirdiğine değinmekte yarar vardır. Öyle ki; kavramsal temel bu evrimin bilinmesiyle daha sıkı bir şekilde oluşturulabilir. Bu kavramların, sosyolojik açıdan da değerlendirilmesinde zorunluluk vardır. Ne var ki; bu çalışmada, iktisadi davranışlar üzerindeki belirleyiciliği bakımından risk ve belirsizlik kavramları incelendiği için, iktisattaki evrimleri görece daha önemlidir. 24



4.1.2 İKTİSATTA RİSK VE BELİRSİZLİK

İktisadın statik çağı olarak nitelendirilebilecek olan 18. ve 19. yüzyıllarda tümdengelimci, soyutlamacı, amansız, mekânsız analizler yapılmıştır.  Yürütme yoluyla kurulan ekonomik modeli yaratılmıştır.  Üretim, mübadele ve tüketim faaliyetlerinde bugüne ve geleceğe ilişkin tam bilgiye sahip olan karar ve eylemlerinde tutarlı ve saf akılcıktır faaliyetleri ve ilişkileri anlamayı kolaylaştırmak bakımından başarılı olan ekonomik modelleme, yaşamın kaotik yapısı karşısında anlama ve açıklama güçlüğünü ortadan kaldırmaktadır. Ancak, çok değişkenli ve belirsizlik esaslı toplumsal yapı, beklenmeyen zamanda, beklenmeyen değişkenden, beklenmeyen bir etkiye her zaman gebedir.  tam bilgi ve kesinliğe dayalı objektif değer teorisi yerine, sübjektif değer ve faydadan, insanın karar ve eylemlerinde belirsizliklerin, hataların tutkuların ve geleneklerin varlığından hareket etmektedir. Soyutlamacılık, tümdengelim ve noktasal analizler dönemidir.  Ekonomik, yani belirli bir varsayımlar kümesi ışığında hareket eden, akılcı karar birimi mutlaklaştırılmaktadır.  Risk ve belirsizliğin yalnızca iktisadi kavramlar olduğunu söylemek bir yanılgı olur. Bu iki kavramı özellikle fizik, sosyoloji ve iktisat arasında değerler dizisi boyutundaki etkileşimin şekillendirdiği, dikkatlerden kaçırılmamalıdır. Bu çerçevede; bu bölümde ortaya konulan iktisadi yaklaşımları temel alarak risk ve belirsizliğin kavramsal çözümlemesini yapmak mümkündür. 25

23,24 Timuçin YALÇINKAYA ve Esin ÖZSOY (2003), “Risk Toplumu: Bilgi Toplumunun Evriminde Yeni Boyut”,


4.1.3 RİSK VE BELİRSİZLİK KAVRAMSAL ÇÖZÜMLEME


Risk ve belirsizlik arasında “bilgi” açısından da farklılık söz konusudur. Riskte “bilgi” varken, belirsizlikte “bilgisizlik” esastır. Riskte bilgiyi sağlayan, geçmişe ilişkin olarak yapılan istatistiksel tasarımdır, olasılık hesabıdır. Bilgisizlik ise belirsizliğe karakter kazandıran iki ana bileşenden biridir ve belirsizliğin çözümlemesinin felsefî düzlemde kalmasına sebep olan da, öngörülemezliği ve ölçülemezliği getiren bu bilgisizliktir. Bu yapısı ile belirsizliğin bile kavramsal boyutta “belirsizlik-bilgisizlik” içerdiğini söylemek mümkündür. Belirsizlik henüz durulaştırılamamış bir kavramdır. Belirsizliğin çoğunlukla geleceğe ilişkin bilgisizlik anlamında kullanılması da bu durulaşmamışlık sorunundan ileri gelmektedir. Belirsizlik adeta basite indirgenmektedir.25
  Riskin “korku” kavramından da ayrı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Çoğu zaman aynı anlamda gibi algılanan ve birbiri yerine kullanılan “risk” ve “korku” kavramlarının birbirinden farklı olduğunu gözden kaçırmak, doğru çözümlemeyi engellemektedir. Risk, karar alınmış ve eyleme geçilmiş ise söz konusudur; aksi halde risk değil, korku vardır. Örneğin; hastalıklı sığırların yetiştirildiği söylentisi ya da bilgisine sahip olunan bir ülkeden et ithalatı yapmak, tüketicilerin sağlığı üzerinde bir risk faktörüdür. Ancak, bu ülkeden et ithalatının durdurulması ya da zaten yapılmıyor olması durumunda, o tehlikeyle karşılaşma olasılığı gündeme gelmeyecek, sadece tüketiciler arasında korku, kaygı uyanacaktır.
  Belirsizliğin felsefî düzlemde kalması dolayısıyla riskin daha sıkça kullanıldığı dikkat çekicidir. Bunda, riskin daha belirgin bir kavramsal temele sahip olmasının yanında, güvenlik gibi bir sosyal ve hatta sosyo-ekonomik amacın adeta mutlaklaştırıldığı bir toplumsal düzende yaşıyor olmamızın da payı vardır. Belki de bu “mutlaklaştırma” sözü yanlıştır; çünkü güvenlik ihtiyacı açlık, giyinme gibi zorunlu ihtiyaçların önüne geçmektedir. 26

4.1.4 RİSK VE BELİRSİZLİK ALTINDA İKTİSADİ DAVRANIŞLAR

Düşük esneklik durumunda, birey ya da toplum belirsizlikle karşılaştığında önce bir süreliğine iktisadi faaliyetini durdurmaktadır. Üretim, mübadele ya da tüketim faaliyeti duraklamaktadır. Yaşanılan şokun etkisinin geçmesi beklenmektedir. Kararsızlık dönemine girilmekte, kararlar ve eylemler ertelenmektedir. Bu erteleme, dinî ya da geleneksel nedenlerle kaderciliğin yaygın olduğu toplumlarda süreklilik kazanmakta, alışkanlık hâlini almaktadır. Dolayısıyla, kapalı iktisadi ve sosyal sistemler alışkanlıklarla kendiliğinden kurulmakta; belirsizliğin ya da tehlikenin bu kapalılık sayesinde önleneceği yanılsaması toplum ve bireyler üzerinde egemen olmaktadır.  Yüksek esneklik durumunda ise karar birimleri belirsizliğe ve riske cevap vermektedirler. Bu cevap da iki şekilde belirmektedir: Birincisi, giderici güvenlik; ikincisi de koruyucu güvenlik çerçevesinde. Giderici güvenlikte belirsizlikle karşılaşıldığında ya da tehlike meydana geldiğinde, karar birimi olası zararı öngörerek önlemini önceden almıştır. Sigorta sistemi bu önlem imkanı nı tanımaktadır. Öyle ki; burada öngörülebilir belirsizlik, yani risk vardır. Belli bir sigorta maliyeti karşılığında olası zararın giderilmesi söz konusudur. Giderici bağlamda bir diğer cevap verme yolu firmalar için geçerlidir: Rakip bir firmanın piyasaya yenilik getirmesinin, söz konusu firmanın piyasa payı, ticari saygınlığı, tüketici güveni üzerinde meydana getireceği kayıplar, bu firmanın da rekabet güdüsüyle bir başka yenilik ortaya koymasıyla giderilebilir. Görüldüğü gibi; burada ölçülebilir bir belirsizlik yoktur. Yani, bir sigorta maliyeti karşılığında giderici güvenlik anlayışı söz konusu değildir. Benzer şekilde, rakip firmanın yeniliği karşısında tekelci eğilimler de giderici bir özelliktedir. Ancak, bu tekel girişiminin belirsizliğin ex-post olma özelliği çerçevesinde devreye girdiğine dikkat edilmelidir. Yenilik yaratmanın veya tekel oluşturmanın koruyucu güvenlik bağlamında olması da mümkündür. Firma, kararını bu kez rakip firmaya tepki olarak ikinci aşamada almamakta, başlangıçta kendine güvenlik sınırları çizmek üzere hareket etmektedir. Bu durumda firma, belirsizliği yaratan konumundadır. Yenilik yaratmakla rakip firmalara bir sürpriz sunulmaktadır. Koruyucu güvenliğin bir başka yolu yasal-kurumsal altyapı oluşturulmasıdır. Bunun en belirgin örneği fikrî ve endüstriyel mülkiyet haklarıyla ilgilidir.
25 Üçüncü Yol, Çev: Mehmet Özay, Birey Yayıncılık, İstanbul26 Demir, Ömer, (1996), İktisatta Yöntem Tartışmaları, Vadi Yayınları, Ankara

Bir endüstriyel tasarım ya da bir buluş yasalarla korunurken, taklitçilikle piyasada egemen olma çabasındaki başka organizasyonların yaratabileceği belirsizliğin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.  Tüketicinin satın aldığı bir malın bozuk çıkması da tüketici için bir belirsizlik unsurudur. Burada da yine yasal-kurumsal altyapı, koruyucu güvenliğin sağlanmasına yöneliktir.   Devletin sosyal dengeleme politikaları da bir yandan koruyucu güvenlik amaçlı iken, diğer yandan giderici de olabilmektedir. İşsizlik, eğitimsizlik, yoksulluk gibi nedenlerle toplumda soyutlanmış, yabancılaşmış kesimlere yönelik sosyal politikaların uygulanması bu çerçevede düşünülebilir. Örneğin; işsizlik sigortası, öngörülebilir ve ölçülebilir belirsizlik kapsamındadır, ancak, eğitimsizlik, yoksulluk gibi faktörler, bireyin geleceğe ilişkin bilgisizliğini arttırmaktadır, dolayısıyla belirsizlik içermektedir. Geleneklerin, dayanışma kültürünün egemen olduğu toplumlarda ya da topluluklarda devletin yerine bu işlevi görecek başka yöntemler de olabilir. Örneğin;  İmece usulü. Yine, piyasa sisteminin kurumsallaşmadığı ekonomilerde finansman ihtiyacının karşılanmasında bankalar ya da kredi kuruluşları yerine akraba, komşu ilişkilerinden yararlanılmaktadır. Risk ve belirsizliğin algılanışına göre cevap yolu üretme ya da kayıtsız kalma davranışları, toplumsal gelişme düzeyinden bağımsız olarak oluşmamaktadır. Belirsizliğe ya da riske karşı; hukuk sisteminin esnekliği ve kapsamlılığı, bilim ve teknoloji politikalarının etkinliği, piyasa ekonomisinin sosyal sorumluluk içerikli rekabetçi yapısı, sigortacılık sisteminin etkin işleyişi, devletin sosyal politikalarının etkinliği gibi faktörler ekonomilerin gelişme düzeylerine göre çeşitli şekillerde etkili olmaktadır. 27

4.1.5 GEMİ SANAYİ ŞİRKETLERİ İÇİN FİNANSAL RİSK YÖNETİMİ

İşletme riski, tüm işletmelerin karşılaştığı, genellikle finansal yapının yetersizliğinden, yönetim eksikliklerinden, maliyetlerin yüksekliğinden, işletmenin bulunduğu ülkenin ekonomik ve politik durumunun belirsizlik ve yetersizliğinden kaynaklanan bir faktördür.
İşletme risklerini faaliyet riski ve finansal risk olarak gruplayan, faaliyet riskini işletme faaliyetlerinden sağlanan nakit akışındaki belirsizlik olarak tanımlamıştır. Faaliyet riskine; talepteki belirsizlik, rekabet durumundaki değişim ve maliyet yapısındaki değişim örnek verilebilir. Yönetim ve işletme risklerinin kapsamına giren bir diğer risk de temsilcilik sorunu riskidir. Temsilcilik Maliyeti Teorisi kapsamında, işletmenin hissedarları ile yöneticiler arasında bir çıkar kavgası olması, işletmeler için bir risk olarak öngörülebilir.28

4.1.6 DÜNYADA GEMİ İNSA SANAYİ DURUMU

Dünyada gemi inşa sanayi özellikle 2003 yılında çok büyük bir gelişme göstermiş ve rekor denebilecek sayıda yeni gemi siparişi meydana gelmiştir. Sipariş miktarı 105 milyon DWT ( = 65 milyon groston) düzeyinde olmuş ve 2002 deki miktarı ikiye katlamıştır. Kore tek başına bütün bu yeni siparişlerin %47 sini almıştır ve böylece ortalama 20,8 ay olan gemi sipariş anlaşması ile teslim tarihi arasında olan süresini çıkartmıştır. 2004 yılı ilk yarısı itibariyle global olarak 30,8 milyon Grostonluk yeni siparişi alınmış, neticede toplam sipariş 101 milyon grostona ulaşmıştır. Toplam siparişin yaklaşık yarısı Kore tersaneleri tarafından yapılmaktadır
Gemi inşa sanayindeki bu gelişme 2002 yılının ikinci yarısından itibaren meydana gelen gemi fiyatlarındaki artışın devamına yol açmış ve gemi fiyatları ortalama %20-%30 oranında artış göstermiştir. Ancak çelik fiyatlarındaki artış da gemi üreticilerinin maliyetlerinde ve gemi fiyatlarının artışında etkili olmuştur. Örneğin 2001 yılında 300000DWT bir VLCC tankerin fiyatı ortalama olarak 70 milyon dolar düzeyinde iken 2003 yılında bu fiyat 77 milyon dolara çıkmıştır.  Lloyd’sa Register raporuna göre Dünya’da en geniş ticari gemi filosu %16’lık payla Yunanistan’a ait, Japonya % 13, Norveç, Almanya ve ABD % 6 lık paya sahiptirler. Gemi inşa sanayinde ise en büyük üretici ülkeler %38,5’ lik pay ile Güney Kore %35,7 pay ile Japonya’dır. Bu iki ülkeyi %11 ile Çin izlemektedir. Dünyanın en büyük gemi üreticileri pozisyonundaki şirketler ise, 4 milyon groston ile Hyundai Heavy Ulsan, 2,8 milyon groston ile Daewoo Ship/Marina, 2,7 milyon gt ile SAMSUNG HEAVY şirketleridir. Kore 2003 yılında gemi üretimini 12,1 milyon groston üretimle 2002 yılına göre%6 oranında artırmıştır.

27Demir, Ömer, (1996), İktisatta Yöntem Tartışmaları, Vadi Yayınları


Hyundai tek başına 3 milyar dolar seviyesinde siparişle kendi hedeflerini 1 milyar dolar aşmıştır. Öte yandan, giderlerdeki durum incelendiğinde; ülkede artan gemi üretimine paralel olarak çelik fiyatında da artış gerçekleşmiştir. Ülkenin en önemli çelik imalatçısı olan POSCO % 14 lük bir fiyat artışı yapmıştır. Bir diğer artış gösteren gider de işgücü maliyetleri olmuştur. Buna göre, 2003 yılında işçi ücretleri 1999 yılına göre %12,5 daha yüksek olmuştur. Gemi üreticileri için olumsuz olan bir diğer gelişme haftalık çalışma süresinin 44 saatten 40 saate inmesi olmuştur. Üreticiler bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen
Marjlarının yüksek gerçekleştiğini açıklamışlardır. Büyük üreticilerden olan HANJİN Grup zaten çok geniş olan üretim alanlarını daha da genişletme kararı almıştır, buna paralel olarak Hyundai de ülke dışında gerçekleşen üretim ve teslim düzeyini artırmaya karar vermişlerdir. Çin gemi inşa sanayi 2003 yılında üretimini 3,5 milyon grostonluk ve 2004 ilk yarısında6,4
Milyon grostona çıkarmıştır. Bu dünya üretiminin yaklaşık %20’sini ifade etmektedir. Çin’de işçi maliyetlerindeki avantaja rağmen bazı gemi inşa şirketleri finansal bazı sorunlar yaşamıştır.28
.
4.1.7 TÜRK GEMİ İNŞA SANAYİ DURUMU

Gemi inşa sanayinin gelişmesinin ülkemize büyük bir döviz girdi artışı, gemi inşa bölgelerinde istihdam ve ticaret artışı, yabancı sermayenin ülkemize girişi ve deniz ticaret filosunun gelişimi gibi çok önemli yararlar sağlaması öngörülmektedir.
Türkiye’de gemi inşasından yılda 1,5 milyar dolar, bakım onarımından yılda 1milyar dolar döviz girişi sağlanmaktadır.

Gemi inşa sanayi doğrudan 25000 kişiye istihdam ve yan sanayilerle beraber 100000 kişilik toplam iş potansiyeli sağlamaktadır (Deniz Sektör
Raporu, 2003).Türkiye gemi ve yat inşası, konusunda Dünyada tercih edilen bir konuma ulaşma yolundadır. EUROPORT Kasım 2003 raporuna göre, gelecek 10 yılda Avrupa ve Karadeniz de 1000’in üzerinde geminin yenileneceği öngörülüyor. Yunanistan’ın geniş ticaret filosu ve Süveyş Kanalı’nı kullanan gemi sayısındaki artış, Türk gemi inşa ve bakım onarım sanayinde daha da büyük gelişmeye yol açabilecektir.

Türkiye’nin yıllık gemi inşa kapasitesi 500000 DWT’ dur. Bu kapasite dünya üretiminin %0,3’lük bölümünü teşkil eder. Bu oranın artması amacıyla yeni tersane alanlarının belirlenmesi, mevcut tersanelerin kapasitelerinin artırılması ve modernizasyonu gibi bazı çalışmalar yürütülmektedir. Bunlara örnek olarak; tersane arazilerinin mülkiyet sorunlarının çözülmesi, ihraç edilen gemilere ilişkin kurumlar vergisinin kaldırılması, sipariş kabulü ve gemi teslim aşamasında şart olan köprü kredisi kullanımı için uygun imkân sağlanması, koster filosunun yenilenmesi için bir fon modeli geliştirilmesi ve bürokratik sorunların kaldırılması, gemi inşa sanayinde gelişimin bir devlet politikası olarak kabul edilmesi önerileri sayılabilir (

Gemi inşa sanayinde kullanılmak üzere iç ve dış kaynaklardan kredi temini gerekmektedir. Bu kredilerin başlıca temin kaynağı uluslararası kuruluşlardır. Bu kurumların kredi verirken ihtiyaç duyduğu geri ödeme garantisi hususunda çıkan sorunlar Türk armatörlere olan kredi verme ihtimalini düşürmüştür. İç kaynaklarda ise kredi sağlayan kurumlardan biri olan EXIM bank kredilerinin limiti düşük vadesi ise kısa kalmaktadır. Türk gemi inşa sanayinin bir sorunu, yenilenmesi gereken koster filosudur.
Ukrayna ve diğer eski Sovyetler Birliği ülkeleri sahip oldukları nehir tipi gemilerle ticaret yaparak Türk koster filosuna ciddi rakip olmuşlardır. Dünya ülkeleri çoğunlukla dolaylı olmak üzere kendi denizcilik sektörüne yüksek destekler sağlarken, ülkemizde koster filosu yönetilemeyen riskler nedeniyle yok olma noktasına gelmiştir.
Navlun riski denizcilikte pazar riskidir. Olası bir navlun krizi gemi sahiplerinin yeni gemi talebini azaltır dolayısıyla gemi inşa sanayini doğrudan etkileyerek bir gerilemeye yol açar. 30

28, İMEAK Deniz Ticaret Odası Raporları (2002- 2004)
29, İMEAK DTO, Deniz Sektör Raporu, 2003
30 İMEAK DTO, Deniz Sektör Raporu, 2006

5.1 TÜRK GEMİ VE TEKNE YAPIMI VE TAMİRİ ALT SEKTÖRÜ FİNANSAL ORAN VE RİSK ANALİZİ

Türkiye’de sektörel bazda finansal tablo analizi yapılmamış sektörlerden başlıca deniz ticareti ve deniz araçları yapım ve bakımına ilişkin sektördür. Bu çalışmada,
Türkiye’deki Gemi ve Tekne Yapımı ve Tamiri Alt Sektörü’nün bir finansal değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu amaçla, TCMB’ nin sektörde 30 firmayı içeren finansal oran verileri kullanılmaktadır. Sektörün bir bütün olarak finansal durumunun ortaya konulabilmesi için; likidite, finansal yapı ve karlılık ekseninde bir değerlendirme yapılabilir. Bu çerçevede, sektörün finansal risk unsurları da ortaya konulabilecektir. Sektörün likidite oranlarından cari oranın ortalama 1,2 düzeyinde bulunması Türkiye koşullarında alt sınırlarda sayılabilir. Global açıdan ise oranın oldukça düşük kaldığı hatta 2003 yılında 1.09’a düşmesi, sektörde likidite sorununa işaret etmektedir. Keza 1 seviyesinin çok altına düşmesi arzulanmayan asit test oranı da 2003 yılında 0.54’tür. Sektörün özellikle 2003 yılında likiditeden ödün verdiği, bununla beraber stokların payını artırdığı ve dolayısıyla yatırımları tercih ettiği anlaşılmaktadır. Ekonomideki gelişmelerin 2003 yılı itibariyle olumlu algılanmasıyla sektör firmalarının likidite riskini artırdığı belirtilebilir. Net işletme sermayesi sorununu sürekli yaşayan sektör firmaları, nakit yönetiminde rahat davranamamaktadır. Nitekim net çalışma sermayesi ortalamada “sıfıra” yakın olup, birçok firmanın ise negatiftir. Bu da firmaların kısa vadeli sürekli borç çevirme gereksinimi duyduğunu gösteren bir diğer bulgudur.
Finansal yapı incelendiğinde, sektörün öz kaynak yetersizliği olduğu görülür.
Global olarak kaldıraç oranının 0,45 -0,50 düzeyinde, Türkiye genelinde ise, 0,5–0,6düzeyinde olduğu düşünülürse, 0,72 olan oran oldukça yüksektir. Bu durum firma kredi miktarlarını düşürücü etkidedir. Kaldıraç oranının yüksekliği firmaların uzun vadeli borç bulma ve sermaye maliyetinin düşürülmesi imkânını kısıtlamaktadır. Kısa vadeli yabancı varlıkların pasifler içinde çok yüksek oranda bulunması, sektörün uzun vadeli yatırımlar için nispeten kısa vadeli fonlamayı kullanmak zorunda kaldığını gösterir. Öz kaynaklar devir hızının 3 yıl itibariyle düşüş göstermesi öz kaynak artışına karşılık satışların paralel artış göstermediğini ifade eder. Ancak, bu durum yatırım geri dönüşlerinin orta ve uzun vadeli olmasından da kaynaklanır. Sektörün 2004 yılında da hızla talep gördüğü dikkate alınırsa, 2004 yılı finansal oranlarında belirgin bir değişiklik öngörülebilir. Tabii ki, firmaların bu canlanma döneminde öz sermayelerini güçlendirmeleri gerekir.31

5.1.1 SEKTÖR FİNANS RİSKİ
Sektörün finansal risk seviyesinin yüksekliği aşağıdaki noktalardan belirlenmektedir:
1. Sektörün likidite sorunu, aktif bir çalışma sermayesi yönetimini zorunlu kılmaktadır.
2. Kaldıraç oranı çok yüksektir.
3. Pozitif kaldıraç etkisinin ne sürede geçerli olacağı dış faktörlere bağlıdır.
Dolayısıyla, sektör negatif kaldıraç etkisiyle karşılaşabilir.
4. Sektörün yatırımlarının getirisi uzun vadede olup, borçlanma imkânları ise ağırlıklı olarak kısa vadededir.
5. Sektörün fon kaynakları ağırlıklı olarak oto finansman ve kısa vadeli borçlanmaya dayanmaktadır. Büyük tutarlı yatırımların Türk para piyasalarından karşılanılması imkânı çok sınırlıdır.
6. Yabancı fon kurumlarının orta ve uzun vadede kredileri sağlaması, öncelikle güvene dayanır; bu da hukuki ve finansal koşullara sıkıca bağlıdır. Dolayısıyla uluslararası finansal kuruluşların Türk hukuk sistemine karşı yeterli güvende olmaması durumu da bir risk unsuru olur. Ayrıca, yurtdışı kaynaklı kredilerin ağırlıklı olarak bir-iki bankadan sağlanmakta olması kendi başına risk unsuru oluşturur.
30Lloyd’s Register 2004.
7. Kredilerin büyük kısmının döviz üzerinden alınması ve bunun da bir kısmının dolar, bir kısmının Euro’dan oluşması iki temel döviz riski yaratır. Birincisi, TL’nin döviz karşısında değeri, ikicisi Euro/Dolar paritesi riskidir.
8. Sektör firmalarının mali yapılarında diğer faaliyet gelirlerinin düşüklüğü dikkati çeker. Diğer bir ifadeyle, sektörün kendi faaliyetleri ile kazanamaması durumunda alternatif kazanç imkânı çok sınırlıdır.
9. Kamunun dışlama etkisi politikasını sürdürmesi nedeniyle, sermaye maliyetleri yüksek seyretmektedir. Dolayısıyla, faiz riski unsuru sürekli mevcuttur.
10. Varlıklar ve yükümlüklerinin vadelerindeki ciddi uyuşmazlık faiz riski yaratan önemli bir unsurdur31
31,32 İMEAK DTO, Deniz Sektör Raporu, 2006

                     6.1 SİGORTA TANIMI VE SİGORTA SEKTÖRÜNDE RİSK YÖNETİMİ


6.1.1 SİGORTA TANIMI

Sigortacılık ekonomik kayıplar doğuran olası risklerle baş edebilme planı olarak tanımlanmaktadır. Sigorta, risk yönetimi açısından şu işlevleri yerine getirmektedir.
Girişimcilerin üstlendikleri risklerin bir kısmını paylaşmak suretiyle daha cesur atılımlar gerçekleştirilmesini teşvik eder. Riskler için fon ayıran muhafazakâr üretim politikalarının yerini çağdaş risk yönetimi uygulamalarına bırakmasını sağlayıp, bu fonlara bağlı sermayeyi kullanılabilir kılar. Krediye ihtiyaç duyan müteşebbise varlıklarını sigorta ettirip, menfaatini ipotek olarak sigorta şirketine devretmesi karşılığında uygun kredi imkanı sağlar.
Sigortacılık faaliyetlerinin amacı, sigortalanması mümkün olan risklerin meydana gelmesinden kaynaklanan zararların teminat altına alınarak maddi varlıkların kaybını önlemek, mali sorumlulukların karşılanmasını temin etmek, hayat sigortalarında ölüm halinde sigortalının ailesine ya da lehtarına, hayatta kalma halinde ise sigortalıya güvence ve koruma sağlamaktır. Sigorta şirketleri bu amaçları gerçekleştirmek üzere, piyasanın mevcut ve değişen gereksinmelerine uygun yeni ürünler geliştirmek ve hasar halinde tazminat ödemek suretiyle hizmet fonksiyonlarını yerine getirirler.

6.1.2 SİGORTA SEKTÖRÜNDE RİSK YÖNETİMİ

Hizmet kalitesindeki ve sunulan ürünlerin çeşitliliğindeki artışın yanı sıra gerek insanların, gerekse de kurumların risk yönetimi konusunda giderek bilinçlenmeleri de sektörün kazandığı ivmeyi net bir şekilde göstermektedir. Ülkemizde ise prim üretimi reel bazda istikrarlı bir şekilde artmakla birlikte, uluslararası verilerle kıyaslandığı takdirde söz konusu
Gelişmenin sağlam ve sağlıklı bir eğilim içerisinde olmadığı ifade edilebilir.
Türk sigortacılık sektörünün, mali piyasalarda hak ettiği yere bir türlü gelemediği yıllardır kabul edilen bir gerçektir. Sektörün GSMH içerisindeki yüzde 1.45‘lik payı bu durumu yalın bir şekilde özetlemektedir. Bu seviyenin en azından yüzde 5’ler düzeyine ulaşması arzulanan bir gelişmedir. Sigortacılığı etkileyen sorunların birbiri ile bütünleşip karmaşık bir yapı haline gelmiş olması, sorunlara doğru çözüm önerilerinin getirilmesini de güçleştirmektedir. Sigortacılığın yüzleştiği kronik sorunların altında hem sektöre ait, hem de sektörden bağımsız bir takım değişkenler yatmaktadır. İç dinamiklerinden kaynaklanan sorunları çözümleyebilmiş bir sektör, hem dış dinamiklere bağlı olumsuzlukların giderilebilmesi için itici bir güç sağlayacak, hem de sektörden bağımsız sorunlar ortadan kalktığı an gelişim adımlarını daha süratli olarak atabilecektir. Bu bağlamda, sigortacılık sektöründeki pazarlama tabanlı sorunların anlaşılması ve gerçekçi çözüm önerilerinin dikkate alınması oldukça önemli olabilir. Çünkü sektörün iç dinamiği haline gelmiş problemlerin pek çoğu doğrudan ya da dolaylı olarak pazarlama karmasının bileşenleri ile bağlantılıdır.
31İMEAK Deniz Ticaret Odası Raporları (2004 -2006)
Pazarlama karmasını sağlam bir altyapı üzerine inşa ederek, ürün, fiyat, tutundurma ve dağıtım faaliyetlerini birbirleriyle ve ülkenin gerçekleriyle bağdaştırabilmiş bir sektör, diğer sorunlarını aşma konusunda da önemli aşamalar kat etmiş olacaktır. Ayrıca, e-sigortacılık, bancassurance gibi yeni nesil sigorta kavramlarının yaygın bir şekilde kullanılması sektöre yeni boyutlar kazandırabilir. Hiç kuşkusuz, Türk sigortacılık sektörünü geliştirmek adına atılacak tüm bu adımlar, üst düzey bir koordinasyon ve uzun vadeli hedefler dâhilinde olmalıdır.32


32 Deniz Sektör Raporu, 2006



6.1.3 RİSK DEĞERLENDİRMESİ VE RİSKLER


Yeni İş sağlığı ve güvenliği yönetmeliği risk değerlendirmesi yapılmasını zorunlu kılmıştır.

Risk Değerlendirmesi, herhangi bir aktivite, yapılacak iş  ile ilgili potansiyel tehlikeleri belirleme ve sonuçlarını hesaplama yönünde kullanılan bir metottur.
İş kazası, hastalık ve mala-mülke zararı önlemek için kazaların sebeplerini tespit etmek gerekmektedir.
Bu: reaktif olarak;


Kaza araştırmasının hemen ve derinlemesine yapılması ve kaza istatistikleri kullanarak veya proaktif olarak; Önceden risk değerlendirmesi, eğitim, denetim yapılması yolu ile gerçekleştirilebilir. Risk değerlendirmesi, zarara sebebiyet verebilecek aktivite veya olayların önceden tesbit edilmesi ve ilgili risklerin gözden geçirilmesine imkân verir34
Risk Değerlendirmesi aşağıdaki sorulara cevap arar:
      Ne yanlış gidebilir?
Bunun olasılığı nedir?
Olursa ne tür sonuçlar doğurabilir?
Riski nelerdir?
Bu riskler kabul edilebilir düzeyde midir?
Riskler nasıl azaltılabilir?


9.1.1 TEHLİKE BELİRLEME METODLARI

Emniyet  Tetkiki veya Emniyet Turları İletişim (Tool Box Talk vb.)

İş Emniyet Analizi (JSA)

Özel Risk Değerlendirme teknikleri. Örneğin: Tehlike İşletilebilirlik Çalışması (HAZOP)

Sayısal Risk Değerlendirmesi (QRA)

Tehlike Belirlenmesi Çalışmaları (HAZID) 35



6.1.4 GEMİLERDEN KAYNAKLANAN RİSKLER

Deniz emniyeti genel olarak deniz alanlarında gemilerin karşılaştığı risklerin ve bu gemilerden kaynaklanan risklerin can, mal ve çevre üzerinde yarattığı tehlikelerin en aza indirilmesinin sağlanması sistemidir. Tersanelerin kıyılarda kurulmuş olması, faaliyetlerinin kısmen denizde gerçekleşmesi ve geminin yapımı, dizaynı ve ekipmanlarının deniz emniyetinin sağlanmasında önemli rol oynaması gibi nedenlerle deniz emniyeti konusu direkt veya dolaylı olarak tersaneleri yakından ilgilendiren bir konudur.

Türkiye, deniz emniyeti konusunu evrensel seviyede düzenleyen SOLAS, MARPOL gibi çok sayıda IMO sözleşmesine taraf olmasının yanı sıra, bu konudaki IMO kodlarını da büyük oranda uygulamaktadır. Ayrıca, 03 Ekim 2005 tarihinde başlayan AB katılım sürecinde deniz emniyeti ve gemi kaynaklı kirlenme konusundaki AB müktesebatına uyum sağlamak amacıyla hazırlanan ulusal mevzuat taslaklarından 13 yönetmeliği yürürlüğe girmiş ve bir kanun yürürlüğe girmek üzeredir. Bu mevzuatın da yürürlüğe girmesi ile Türkiye’nin deniz emniyeti ve gemi kaynaklı kirlenme konusunda AB müktesebatına uyumu tam olarak gerçekleşmiş olacaktır. Bu mevzuatın etkin uygulanması için uygulama kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla AB Eşleşme Projeleri kapsamında veya ulusal seviyede çok sayıda faaliyet tamamlanmış veya icra edilmektedir. Aşağıda bu mevzuat uyumu ve uygulama kapasitesinin güçlendirilmesi faaliyetlerinden tersaneleri ve gemi inşa sektörünü yakından ilgilendirenler hakkında bilgi verilecektir.

“Türk Bayraklı Gemilerde Bayrak Devleti Adına Hareket Edecek Kuruluşların Seçimi ve Yetkilendirilmesine Dair Yönetmelik” gemilerin SOLAS, MARPOL gibi deniz emniyeti ile ilgili uluslararası sözleşmelerin gemi yapımı, dizaynı ve donatımı ile ilgili kurallarına uyumlu olarak inşası amaçları için bayrak devleti adına gerekli denetim ve kontrolleri yapan klas kuruluşlarının seçimi ve yetkilendirilmesi ile ilgili esasları belirlemekte ve “Gemi Denetim ve Sörvey Kuruluşları ve Denizcilik İdarelerinin İlgili Faaliyetleri İçin Ortak Kural ve Standartlar Getiren 94/57/EC Sayılı Direktif”e uyumu amaçlamaktadır. 36

Gemi trafiğinin izlenmesi, deniz emniyetinin sağlanmasında önemli bir araçtır. Bunun öneminin bilincinde olan Türkiye son dönemde bu konuda da gelişmeler kaydetmiştir. 18.02.2007 tarihinde yürürlüğe giren “Gemi Trafik Hizmetleri Sistemlerinin Kurulmasına ve İşletilmesine İlişkin Yönetmelik”, gemi trafiğinin izlenmesi konusunda başlıca AB müktesebatı olan “Topluluk gemi trafiği izleme ve bilgi sistemi kuran 2002/59/EC sayılı direktif”e uyum amacıyla hazırlanmıştır. Yönetmelik, deniz trafiğinin izlenmesi amaçları için geliştirilen AIS ve VTS sistemlerinin kurulması ve işletilmesine ilişkin esas ve usullerin belirlenmesinin yansıra Türk deniz yetki alanlarında deniz trafiğin izlenmesi konusunda yetki, görev ve sorumluluklarını tanımlamaktadır. Türk deniz yetki alanlarında seyreden gemilerin bildirim yükümlülükleri, tehlike altındaki gemilerin sığınma alanlarına kabulü ve gemi rotalama sistemleri Yönetmeliğin düzenlediği diğer konulardır
Türkiye, tersane suları da dâhil deniz yetki alanlarındaki deniz trafiğinin izlenmesi konusunda son dönemde oldukça önemli somut adımlar atmıştır. Bu çerçevede halen işletilmekte olan Türk Boğazları VTS’ine ilave olarak beş ayrı deniz alanını kapsayacak şekilde liman ve kıyı VTS’lerinin kurulması ihale aşamasındadır. Bu VTS’lerden biri olan İzmit Limanı VTS’i Türk gemiinşa sektörünün büyük bölümünün bulunduğu Tuzla bölgesini de kapsamaktadır.
Bu VTS’in kurulması ile Tuzla bölgesinde tersanelerde ve tersane yaklaşma sularında deniz 3
Emniyeti artırılacak ve gemi tersane ilişkileri anlamında bazı faaliyetler kolaylaşacaktır. VTS kurulum çalışmalarının 2008 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanmıştır.37


Deniz trafiğinin izlenmesinde teknoloji destekli diğer bir araç AIS’tir. AIS-Türkiye olarak adlandırılan sistemin ihalesi tamamlanmış ve kurulma çalışmaları başlatılmıştır. 2007 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanan AIS-Türkiye, Türkiye’nin karasuları ve münhasır ekonomik bölgesinde ve münhasır ekonomik bölge ilan edilmeyen denizlerde eşidi deniz alanlarında deniz trafiğinin izlenmesine imkân sağlayacaktır. AIS ve VTS sistemi tersane sularında da deniz trafiğinin izlenmesi, kılavuzluk ve römorkörcülük faaliyetlerinin yönetimi, arama-kurtarma ve kurtarma-yardım faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması ve tehlike altındaki gemilerin sığınma alanlarına kabulü konularında önemli imkânlar sunacaktır.

Türkiye’nin AB müktesebatına uyum ve uygulama kapasitesinin geliştirilmesinde önem verdiği diğer konu gemi inşa faaliyetlerini de yakından ilgilendiren gemi kaynaklı kirlenmenin önlenmesi konusudur. Bu konuda da önemli gelişmeler kaydedilmiştir. 26.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren “Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği”, gemilerin normal faaliyetlerinden kaynaklanan atıkların deniz ortamına verilmesinin önlenmesi amacıyla gemilerden; atıkların alınması, depolanması ve bertaraf tesislerine taşınması ile ilgili işlemlerin yapılması ve bu amaçla limanlarda kurulması ve işletilmesi gerekli olan atık kabul tesisleri ve atık alma gemilerine ilişkin usul ve esasları düzenlemekte ve “Gemi kaynaklı atıklar ve yük artıkları için liman alım tesisleri hakkında 2000/59/EC sayılı direktif”e uyumu gerçekleştirmektedir. Türkiye’de gemilerden atık alım tesislerinin yeterli kapasitede olmaları ve atık alımı faaliyetleri konusunda bazı sorunlar bulunmakla birlikte hızlı bir gelişme kaydedilmektedir.

Türkiye’de, kazalardan ve gemi ve kıyı tesislerinin faaliyetlerinden kaynaklanan petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmede acil durumlarda müdahale sistemi ilgili AB müktesebatı paralelinde “5312 sayılı kanun ve “Deniz Çevresinin Petrol Ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale Ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanunun Uygulama Yönetmeliği” ile kurulmuştur. Bu sistem içerisinde tersaneler de dahil kıyıda kurulmuş ve faaliyetleri nedeniyle denizi kirletme ihtimali olan tesisler risk değerlendirmeleri yapmak ve birinci seviye olaylara müdahale için kıyı tesisi acil müdahale planları hazırlamakla yükümlüdürler. Risk değerlendirmesi yapma ve acil müdahale planları hazırlama faaliyetleri ve ayrıca müdahalede kullanılacak malzeme ve ekipmanların tedariki ve ilgili personelin eğitimi faaliyetleri başlatılmıştır.

MARPOL ihlallerinin önlenmesi ve bu maksatla denetim, izleme ve kontrol faaliyetleri tersane suları da dahil tüm deniz alanlarında yapılması gereken önemli faaliyetlerdir. Türkiye, 2872 sayılı Çevre Kanununda MARPOL ihlallerini caydıracak cezaları belirlemiştir. Ancak, MARPOL ihlallerinin izlenmesi konusunda teknoloji destekli sistem ve yöntemlere ihtiyaç vardır. Bu yönde çalışmalar sürmektedir.

Türkiye deniz güvenliği konusunda SOLAS Sözleşmesinin Bölüm XI’ inde ve ISPS Kodda düzenlenen kuralları uygulamaktadır. Tersaneleri de yakından ilgilendiren bu kuralların daha etkin uygulanması ve ilgili AB müktesebatına uyum sağlanması amacıyla hazırlanan “Uluslar arası Gemi ve Liman Tesisi Güvenlik Kodu Uygulama Yönetmeliği” 20 Mart 2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Gemilerde kullanılacak teçhizat ve ekipmanlara üst seviye standartlar getirerek deniz emniyetinin sağlanmasına katkıyı hedefleyen “Gemi teçhizatı hakkında 96/98/EC sayılı Direktif”e uyum amacıyla hazırlanan “Gemi Teçhizatı Yönetmeliği” 23.10.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş ve uygulanmaktadır.38



Yönetmelik, tersanelerin gemi inşa ve onarım faaliyetlerinde dikkate almaları gereken önemli bir mevzuattır. Tersaneler ve gemiinşa faaliyetlerini etkileyebilecek ve AB müktesebatına uyum amacıyla yürürlüğe girmiş diğer bazı ulusal mevzuat; “Deniz Kazalarının İncelenmesine İlişkin Yönetmelik” ve “Gemilerin Genel Denetimi ve Belgelendirilmesi Hakkında Yönetmeliktir. Taslak hazırlama çalışmaları tamamlanan ve müteakip sür
Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.
Kullanıcı Adınız:

Şifreniz:


Forumda Ara

Forum İstatistikleri
Toplam Üyeler: 4,917
Son Üye: kale7171
Toplam Konular: 1,195
Toplam Yorumlar: 2,321
Kimler Çevrimiçi
Toplam: 17 kullanıcı aktif
1 Kayıtlı
» 15 Ziyaretçi
Google-AdSense, Nemo

Siteyi Özelleştir

Rengi Değiş:

Arka Plan deseni:

Arka Plan Rengi:

Başlık Deseni:

Ayar Paneli

Ana Ayarlar: